Anılar Bazen Acıtır
“Zarar görmeyecek yerde değilim anılar hâlâ zehirli daha acıtıcı çok acı.” Şarkı bunu söylüyor tam da böyle. Zor yine de anıları özlemiş olmak. Özlemleri dile getirmek, yeniden hayata getirmek hatırlamak…
Güncel, günlük kişisel weblog. Yaşanmışlıklara ve yaşanacaklara dair düşünceler...
“Zarar görmeyecek yerde değilim anılar hâlâ zehirli daha acıtıcı çok acı.” Şarkı bunu söylüyor tam da böyle. Zor yine de anıları özlemiş olmak. Özlemleri dile getirmek, yeniden hayata getirmek hatırlamak…
Alın yazısı, kader alın bolca, biraz kör talih, tüh be katın Lizbon sokaklarının Beyoğlu’nun arka dar sokakları benzeri çokça karanlık sokaklarında kadın sesi biraz sert biraz korsanımsı bir şarkı söylüyor…
Bir zıpla çoban yıldızına dokun. Ölü günler var, yanık geceler, tütsülenmiş akşamlar bir avuç diş kıran leblebi örneği seç. Yaralılar var ölmemiş yaşasa yaşadı denmez günler, ucu yanmış üstüne basılmış…
Mayıs çiçekleri vardır, mayıs böcekleri. Adamın ensesine kaçan, ağaçlardan saçlara olmadığında başlara musallat olanlar değil. Yaza az kalan zamanda yaz olmadan önceki son ilkbahar da açmış olan yaşayan yaza belki…
Kısık buğulu ses bir tabanca namlusu arkası, önü hazin. Korku evde kalmış, buğulu sese bir hayranlık, köşe de bir gölge döner gelirse orada bir bekleyen bile var. Önce saatin saniyeleri…
Böyle düşlememiştik. Çiçekler, böcekler, yıldızlara bakmalar. Sonrası? Geceler boyu biriktirilmiş yangınlar, üfle geçsin. Kum taneleri avucunda taşlar, boğazda bir hıçkırık saklanmış, acı gülümsemeler dudakta. Yağmur bile yüzünde bir titreme bakışlar…
Radyasyon alıyor. Kalp testi yaptırıyor. O zaman. “Bana biraz radyasyon verir misiniz?” “Biraz daha alabilir miyim lezzeti fena değilmiş”.”Makineye girmeye korkuyorum”. Sohbet, sıra bekliyorlar bir taraftan. “Eskiden 70 kilo çuvalı…
Berber koltuğuna otururdum, önlüğümü takar beklerdi. Sonra benden ses çıkmayınca sanki bilmez gibi sorardı “Nasıl olsun?”. Biraz alışkanlık, biraz beni konuşturmak niyetli. Ben anlatmağa başlarım “Punk olacak” der elimle kulaklarımın…
Sisifos cezası bir taştır, yuvarlanır ta dağın dibine kadar yuvarlak olmalıdır büyük ihtimalle top gibi yuvarlaktır, sonsuza kadar yuvarlanacağından yuvarlanmıştır artık sonra büyük olmalı biraz terletmeli. Sisifos’un taşı. Aç gözlü…
Sonra avaz avaz bağırarak ağlamaya başlamıştı. Ağladığını hatırlıyordu ama neden? Bir soru olarak şimdi cevabı uçup gitmişliği olan bir soruydu. Hep öyle ağlamazdı oysa mırıltılı sessiz arada bir burun çekiş…