Bu Son Olacak
Bu son olacak demeden yaşanan sonlar akılda öyle kalacak. İstemesek de hiç istemesek de öyle. Bir son resim son olduğunu bilmediğimiz sonraları başkası olmayan kolların dolanmış boyuna. Bir mehtap kalacak…
Güncel, günlük kişisel weblog. Yaşanmışlıklara ve yaşanacaklara dair düşünceler...
Bu son olacak demeden yaşanan sonlar akılda öyle kalacak. İstemesek de hiç istemesek de öyle. Bir son resim son olduğunu bilmediğimiz sonraları başkası olmayan kolların dolanmış boyuna. Bir mehtap kalacak…
Koşar adım gittiği yerden yine koşar adım, koşarak kaçarak dönüyordu. Hayat işte böyle bir şeydi. Yatağın en kuytu, en sıcak, en esintisiz yerine der top olup yorganı başına çekip hayatın…
Bir dolu hüzünden sonra bir avuç değil bir sırt yükü yokuşa sarmış bir hamal nasıl taşınır aklın sığmaz öyle kocaman ağır mı ağır terleten hüzün denilen. O kadar çok değişen…
Oturup ölümden bahis açmadığımız, konuşmadığımız bir günümüz olmasını istemek. Cellata kimi öldüreceği yetkisini verdiğinizde. Genç Osman padişahın boynuna ip dolamayı kendine yetkili gören cellat gibi her istediğini öldürmek, ve Osmanlı’nın…
Bir telaş. Bir çökmüşlük. Bir yokluk. Gecenin ışıklarının hepsi ele geçirilmiş. Yok edilmiş bir hayat. Köhne bir hücrenin demir parmaklık ardına hapsedilmiş bir yürek. Hepsi bir. Bir tek. Tek. Yaşanmamışlık,…
Yine mi öldün çocuk? Çocuk dediğime bakma. Genç, kadın her nerede nasıl bir şekilde bir şeylere dur diyen bir şeyler de ezilen varsa sen. Perçemlerinde bir rüzgar gözünde bir ışıltı.…
“Neden yazılır? Dünya acılı olduğu için yazılır. Duygular taştığı için yazılır. İnsanın kendi zavallılığından sıyrılması çok güç bir işlemdir”. Tezer Özlü. Tam da bunun için okunur, yazılır. Bir de cam…
Alıp götürülmemişlerimle kalmak. Hep böyle hissetmek. Koltuğa kurulamamak hep ne kadar küçük ne kadar büyük olursa olsun uzanıp yatıvermen. Diz dize aynı yatakta geçirilen geceler arada ışık yılı mesafeler dokunmacasına…
“Burası bizim değil, bizi öldürmek isteyenlerin ülkesi”. Tezer Özlü çok uzun onlarca yıl önce söylemişti. Değişen bir şey yok o yüzden. Tabanca, tüfek, kurşun, bıçak, taş, sopa, kazma, kürek saymıyorum.…
Başına geleni başından geçeni anlatıyordu. - “Göğsümde bir ağrı ter bastı. Bizim mahalledeyiz. Az çok bilirler bizi. Oturtular. Su verdiler filan gittik hastaneye. Aynı gün üç kişi daha kalp krizi…