Kendi Hikayesini Şıp Diye Bulabilen Hayat

para-para-para

Başından beri bu yazı işi, hep bir ulaşım işidir. Gazetelerin iki gün önceki haberlerinin yeni tarihle dağıtıldığı, ancak ulaştığı yerler varken kar kış, o da yetmez… Çeşitli yol sıkıntıları, haberlerin günlük değil sanki günlükmüş gibi yayıldığı yılları bilirim. Siyaset bunu kaldırır, kaldırırdı. Televizyon ortaya çıkınca öne geldi, yerleşti siyaset. Ön teker nereye giderse… Haberler daha çok ön tekerde. Sonra çoğaldılar; “O onu dedi,” derken, “Bu bunu dedi,”ye çark ettiler. Daha çok “money money para para” şarkısı çalar oldu. İşe internet girdi, onda da aynı şarkı çalmaya başladı; hani biraz ritimler değişti, biraz teknoloji bir yerlere taşıdı. Yerimizi, her zaman olduğu gibi aldık. Para işi dışarıda bırakılınca değerlerin; hani Manhattan’ı alan boncuklar gibi, tarihin yapraklarından sanki burnunu uzatan dinozorlara benzer bir Jurassic Park gibi bir ortamımız var. Ötesi; sanki aynı filmi seyretmek çok hoşlarına gitmiş olan, biraz da galiba belgesel merakları da ayaklanmış bir grup insan bizi izlemekten vazgeçmiyor olmalı ki siz o eski, demode koltuklardasınız.

Hep söylenir; hayatın yüz senaryosu vardır. Filmler, kitaplar, hikayeler, romanlar hep bu kurgular üzerinde hayat bulur. Hayat da ne kadar dekorlar, kişiler, renkler, dağlar, ovalar, mekanlar değişse de aynı senaryo üzerinden yaşanır ve biter. “Dedem şöyleymiş,” diye başladığınız yüzlerce kişilik bir anlatınızda, “Benim dedem de,” diyerek birkaç kişi senaryonun benzerliğini size söyleyebilir.

Oysa her hikaye başkadır. Yer, tarih, mekan, dekor, başlangıç, bitiş benzese bile bize, bana görelikler; baktığımız, seyrettiğimiz koltukların şekli, deseni bize sonunda bir başka lezzeti tattırır. Aynı model, aynı renk bir gemi dolusu otomobilden sizin arabanızı şıp diye bulabilmeniz gibidir hayat.

Benim diye bildikleriniz sizin ve diğerleri diye ayrılırlar. Zaten topu topu kaç kişiyiz? Ben ve diğerleri.

Yazı işi onun için zordur; dağıtımı önce “ben ve diğerleri”nden “biz ve diğerleri”ne getirebilmek… Bizi hep var etmek, “biz” tarafına hep ulaşılır olmak ve ulaşamadığımız bizlerin bizlerden daha çok olduğunu bilmek. Tam da “İşte bütün mesele bu,” diyebilmek, elde bir kuru kafa varmış gibi yaparak…

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir