
Bazı anları yaşamak hiç istemezsiniz; çat kapı gelir. Yeriniz yoktur, içeri almak istemezsiniz; durur size, sizin olduğunu, alıp içeri onunla birlikte olmak, onunla yüzleşmek zorunda olduğunuzu söyler. Kabul etmek zordur, bilirsiniz sizin olduğunu; yüreğinizi açıp içeri alırsınız. Acır, çok acır; yaralar, çok kanar bir yerlere pek bulaşmadan… Günlerinize, gecelerinize, sonraki tüm zamanlarınıza önce bir yara, sonraları bir yara izi olur, yerleşir vücudunuza, ruhunuza.
Gün batımlarında dostlarım, can dostlarım… Birlikte bir koşu, hep biraz erken gidilmiş yerlerimiz kapılmış, hep biraz geç gidilmiş… “Tamam, bugün de burası,” kabul edişiyle can dostlarla güne veda edişlerimiz, günün bize veda edişleri olur, olurdu, oldu. Sonraları birileri; Küçük Prens’in yılanla anlaştığı gibi anlaşarak, kendi gezegenlerine dönme kararı vererek, kendi gezegenlerinde gün batımlarını seyretmeye karar vererek… Çünkü her ne kadar bizimle seyredilen gün batımları güzel olsa da kuyu çıkrık sesleri onlara hoş gelse de aynı zamana alışmak çok güzel bir duygu olsa da her gelişin bir dönüşü… O gezegenlerde, kendi gezegeninde yalnız kalmadan önce, gün batımlarından zevk almadan önce, kendi gün batımlarında defalarca seyredilen anne memesi… Kardeşlerin birlikte alt alta üst üste nasıl bir gül oluşları, yalanmaları sevgiyle… Sonra onların olmasa bile birilerinin kaprisleriyle kopuşları, çok eziyetlerden sonra benim de içinde var olduğum gün batışları sürüsüne ulaşılma… Kedi kaplarından kedi mamalarını kapma, sonrası yaşanan “Hıı, bak seni…” uyarılarındaki sürtüşmeler… “Biraz susun uyuyalım,” gece anlatıları ve en güzeli belki de birilerinin “Bugün çok yaptım, onlar bunu sever mi?” fasulye, makarna, peynir, tavuk ziyafetleri… Çaktırmadan “Benimki bitti, onun önünde biraz daha var,” araklamaları; kimseler fark etmez haliyle, mıyıklama ile yakalanmanın ya bir de yakalama sızlanması…
Betonlarda bırakılmış pati izleri, sevilmeler, sevmeler, “Beni de sev,” yavşamaları…
Yine de bir başka gezegenin ona hep “Gel,” demesi… Ayrılıklar hep bir yerleri bırakma ve varsa bir başka yerlere gitme… Başka gezegenlere, daha güzeline varsa… Güneş daha güzelini seçti diye umut ediyorum; zordu burada oluşu.
