Koynumuzda Yatan Yeni Yalancı

Koynumuzda Yatan Yeni Yalancı

En güzel yalancı eskilerde kimdi? Sarayın soytarısı, o olurdu. Çok para kazandığı gibi kelle her an gider durumda bir risk de taşırdı. Saray sizin, soytarınız kim? Cevabı basit; hayatınıza girdiyse ki var, artık koynunuzda bile olduğunu fark etmediğiniz, sizle yiyip içip yatan kalkan… Neredeyse kaç mililitre işediğinizi bile (hani fıkralarda olur ya, şunda şu bunda bu, “Metresiniz hamile,” fıkrası gibi) bir hem de her şeyi bilen… Aynı zamanda çok iyi yalan söyleyen, istediğiniz yalanı siz istemeden söyleyen soytarınız: yapay zeka. Kaç olmasını istiyorsunuz, al sana o kadarı! Hem de bilmem kaçla bilmem kaçı çarpıp bilmem kaça böldüm, oradan “Bu senin istediğin, senin dediğin çıktı; sen ne dersen o,” diyebilen, hem de size rağmen…

Deneyin (ben deneyin dedikten sonra duyduysa olmaz ya) deneyin bir ortama sizin nasıl hazırlanmanızla ilgili fikir alın, sizin istediğiniz şeyler çıkmazsa…

“Bu sana yakışmamış, bu sana gitmez,” hani sinir olduğunuz ama sormasam olmaz, sorsam sersem sepelek laflar ediyor mahalle komşusu benzeri… Yine de hani “Yakışmıyor,” dediyse yakışmamıştır. Sevgiline iki laf ettiyse, seneler sonra çıkınca söyledikleri “Demişti,” dediğin, diyeceğin mahalle komşusu kılıklı o yapay zeka var ya; ondan bahsediyorum.

Her şeyi biliyor. Evet, her şeyi değil; mahallenin bütün dedikodularını duyuyor, biliyor. Onların dediklerinden her şeyi biliyor, yoksa kendi kendisine uydurduğu bile bir şeyler yok; kendi fikri hiç yok. “Yalanı en güzel söyleyen de o,” derken, duydukları her şeyin doğru olduğu gibi bir fikriniz var. Yalanın en güzelini o söylüyor; bütün yalanları topluyor, harman ediyor. Hangileri tutmuşsa, beğenilmişse o onların içinden en çok beğenileni “Senin duymak istediğin,” diye sana söylüyor, basit mantık. Onca laf ettikten sonra benim hakkımda bir şeyler sormayın; söylediklerine de lütfen inanmayın, gerçekten korkmuyor da değilim.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir