Psikolog Koltuğundan Öte Hayal Kurmak

hayal kurmak

Hayaller hep vardır. Küçüklüğünde yorganın altında saklandığın, saklanmadığın… Üşüdüğün için yorganın altında, oda soğuktan saklanmak… Bir şeyin, bir durumun seni korkuttuğunda ardına saklanacağın yorganın varsa… Neyse ya, “olmazsa”nın size, beyninize verilen bir haktır hayal kurmak. Psikolog koltuğunda uzanıp bulunmuş bir şey değil bu. Saklanmanın; yokluktan, yoksulluktan saklanmanın; güçten, güçsüz olmaktan, yetmemekten saklanmanın bir yorganıdır hayaller.

O yüzden “Pek fazla hayal kurmam,” diyenlerin ne eksiklikleri olduklarını, onun bile hayal olduğunu, hayal olduğunu bilmediğini görebilirsiniz. Bakınca dünyayı yönettiğini sanan (evet yönetip yönetmeyi bilmediği için, yönetemediğini bilmediği için öyle sanan) bir adamın; sanki Romeo-Juliet operasında arya söyler gibi üstüne sanki mektup yazmışlar, yazıyorlar, almış gibi davranışları, hayalin onda da var olduğunun bir kanıtı. Dünyaca ona bakıp o kadar varlık, o kadar güç, o kadar her ne varsa hepsi onda… Yine de “Hayaller zavallı,” demek geliyor içinizden.

Başkalarının hayalleri hep “Bende böyle,” “Bende şöyle”… Benimkiler de öyleydi; oldukça küçülen, olmadıkça büyüyen. Olunca, oluverince yeni bir arayış olduğunu üstüne koyup “Bu da,” diye başlayan… Olursa, gelirse… Hep bir başka dal arayışı; şaşılacak derecede maymunların umursamadan aradıkları, her sıçrayışta buldukları dallara benzer tutunmalıklar.

Yoksa bahar gelmiş; çiçek böcek, arı mıyım? Nektarları nasıldır, tatlı mıdır, kokusu ne diyor? Bal nasıl yapayım, bu sefer yedigen yapayım; şaşırsınlar kovanlardan araklayanlar hayalimi.

O da beklenen güzel günler; çiçekten böcekten huzur arama hali. Hayal dediğin oralara kadar düştü, yerlerde sürünüyor. Yoksa ben…

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir