Gecenin Dostluğu Olmaz

Gençlik, orasını burasını kurcalarken başka numarası var mı bu şehrin? Merak bu kırılıp elinde kalmış. Üstüme atıp yıkmasınlar bu kırılmışlığı diye bırakamamış. Gündüz karışıp ortalığa az biraz göze batmışlık, batınca ovuşturma olsa da gece olunca göze batmışlık ayyuka çıkan bir çığlık olup oturuyor köşeye. Saklanamıyor, deniz kıyısı şehirlerin limanı olan şehirlerin kuytusu daha çok olmalı, karanlık köşeleri izbe yıkılmış yerleri sobelenmeyecek inleri çok olmalı.

geceler

Gecenin dostluğu olmaz, gözler gözükmedi mi iş lafa kalır, onun her türlüsü var. Kötü her yere girer karanlık gibidir ışığın ortasında bile vardır. Cebine biraz alıp tezgahtan araklayıp koymuş gibi taşımazsan saklayıp yanında, panzehirini kaybetmiş yılan oynatıcısı gibi kalakalırsın yılanın insafına. Bu gün olmasın ha. Sen nasıl istersen tamam öyle olsun tadında.

Oyunda sürdüğün fişlerin değeri hayatın ve katları olunca oyunun rus ruleti, rulet poker veya pişti olması tavla atıp zar tutmayı bilenlerin karşına oturması elde kırık şehir.

Bu sabah beni öperek uyandır rüyası karışıyor kabusların arasına böyle. Mavzer sesine karışmış şafaklarda gördüğü rüyalarda öyleydi. Soğuk, kirpiklerin arasına kaçmış korku, kıvrılmışlık değmeden hiç bir şeye sabaha ulaşmak. Çocukluğu, gençliği bir avuçtu zaten çabuk bitmişti, suya tutsa biraz sulandırsa biraz daha olmadı buraya kadar. İhtiyarlamış olmalıydı bükük bel, yer bakan göz, dokunmaktan korkan el, saklanılmış soluk. Hayatın bütün renklerini çalış olmalar üstünde bir grilik siyaha yakın çizik çizik. Bir tezgahı, üstünde rüyaları, istekleri hülyaları çoktan bilmem kaçıncı olmuşluklarıyla satılık. Renkleri gecenin karanlığında solmuş, çiçeklerine çirkin kokular musallat olmuş.

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir