Yağmurun Sesine Bak Diyen Eski Dostlar

Yağmurun Sesine Bak Diyen Eski Dostlar

Dost denilince akrabayı bir kenara bırakıp sadece dost denilince olmaz; akraba bile bazı zamanlar hem o hem o gibi! Doğumla başlayan, aynı yatağı paylaşıp aynı yastığa baş koymuşluğumuz bile var... Sonraları hayatın her yerinde beraber, birlikte olduğumuz... Doğum denilince kardeşim aklınıza geliyor değil mi? Ondan da öncesi; birisi babamı, annemi, yatağımı paylaştığım... O kendini biliyor! Sınıf arkadaşım, sınıf başkanım, ablam (şimdi kızar) dostum... Bir yerlerde benimle hep olmuş, bir şeyleri, birilerini sırf o ben paylaşmış biri... Hani bazı durumlarda sır saklayanı olmuş; sadece benim değil, bir dolu kişinin benle başlamış olması lazım sırdaşlığa belki de.
  
Başka bir dost denilince... Tamam, şimdi buldunuz; aynı özellikler onda da var. İkisi yan yana geldiler mi, kenetlendiler mi bir de! Hala sırların bir yerlerine, birilerinin sırlarına, saklanan sırlara denilince akrabaları saymadan olmaz; onlar da az değillerdir.
  
Bunları niye baştan saydım? Birisi var ki şimdi artık aramızda değil; içimizde en eski dostum diyeceğim birisi... Her yağmur yağdığında, yağmur yağmadan daha çiselediğinde kafasını kaldırıp "Yağmurun sesine bak" diye şarkı söylediğinde aranızda çok kişi tanımıyordu, bilmiyordu, tanımıyordu. Okul yolunda aynı yolu birlikte gidip gelerek ne anılar, ne yürekler biriktirmiştik, biriktirmişiz... Çok dillendirmedik, konuşmadık aramızda bile; bilirdik ben onu, o beni. Onca yol arkadaşlığı, hikayeler benzerdi anlatsan... "Niye, neden?" Yeniden atılan onca yanlış adım, ayak... Neyin hesabı? Konuşmazdık hiç! Vazgeçmedik dostluk adına, bir şeyleri "İçimizde kalsın"lara attık, öyle kaldı.
  
Yağmur yağıyor yine; o yine kafasını kaldırıp gökyüzüne aynı şarkıyı ne aşklara inat yine söylüyor mu?

Bu yazıyı paylaş

Facebook X Threads LinkedIn
#Yaşam