Hep konuşulur. Havalar, nasılsınlar, günaydınlar, hadi eyvallahlar arasında bir yerde kelimelere dokunmadan, sözlere el sürmeden, meraktan hiç değil laf arasında kelimelerin susulan yerlerine sokuşturulup bakışlarla konuşulur. “Seni gördüğüme sevindim”. Söylesen ona ne ki? Sevinen sensin. Birde söylesen aman sende lere denk gelebilirsin. Görmek istemezsin, duymak hiç, bilmek tövbe. Ama denk […]
Yaşam
Sandalyelerinin arkalarına iyice yaslanıp kaykıldılar. Altın kafeste bir kuş altın rengi tüylü, dönüşü kolay değil. İki adam belli ki konuşulacak çok şey kalmamış, çok konu var hepsi de şimdi konuşulacak durumda değil. Çoğu üstünü başını düzetmemiş ortalığa çıkmıyor, uyuyor kimi, can sıkacak bazısı biliyor akla geliyor dudağa gitmiyor, olmamış çoğu […]
Ruhun da bedenin gibi bir şeyler kaybetmiş olmalı. Yatmadan önce süt iyi olur olmalı. Yaşanan yılların içinde Haziran iki kere eksik. Yine Haziran oysa. Zamanı çekirdek leblebi gibi avuç avuç ne çabuk ve ne çok tüketilmiş. Bitince anlarsın ya aranırsın daha nerede ne varsa hani yeni başlamış hiç ağza atılmamış […]
Sorulara cevap vermek hiç. Yapılacak o kadar çok şey. Listeye ekle. Caner Eler‘in Nice yakınlarında bahsettiği lokanta. Diskotek Brazil Tezer Özlü önerisi o da Nice’ te. Listede Sey hamamları gidildi sil. Ferhat söylemişti, kalsın bir daha olabilir. Eymir kıyısında sohbet o da dursun, karabatak beslemek. Ferhat bir de Kara Burun […]
Sabah kalktığında daha gün ışıkları ulaşmamıştı. Bütün gece ışığı yanan odanın kapısının aralığından baktı. Yatakta sigara yakmış elinde kitap saklı günlüğü biraz aşmış. Bütün gece daha bitirilmemiş şekli. Kitap okunmuş, gece bitirilmiş uyanık. Bir yerlerden hadi yat uyu denmemiş doldur boşalt boşalt doldur yarıya boşalt öyle geçmiş olmalı. Kapı aralığından […]





