Remzi Kitap Evi’nin üstü kırmızı bantlı kitaplarında tanımış ve sevmiştim onu. Hayal dünyamın henüz yeni yeni örüldüğü o günlerde en güzel en kırmızı tuğlaları o hediye etmişti bana. Onun gibi düşünmeye, onun kurduğu hayalleri kendimce kurgulayıp yaşamayı öğrenmiştim. Çocukluğumun en değerli arkadaşlarından biriydi o. Büyük bir ihtimalle sizinde arkadaşınızdı. Jules […]
Kültür Sanat
Bir adam kalkıyor. Tineri kokluyor. O kafayla gidiyor. Bir kadını öldürüyor. Beş parasız. Ceketini satmaya çalışıyor. Satıyor veya satamıyor. Memleketine gidiyor. Oradan ülkeyi bir başından öteki başına denecek şekilde geçiyor. Beş parasız. Sınıra geliyor. Onuda geçiyor. Beş parasız. Geçtiği ülkede savaş var. Ülkenin ortalarında bir yerde savaşın taraflarından bir gurup […]
Televizyon siyah beyazdı. Haftada üç, sonradan dört gün yayın yapar olmuştu. Cumartesi gecelerine bir film koyarlardı. Casper’dan sonra en çok o film kuşağını severdim. Eski ama güzel filmler koyarlardı o kuşağa. Ava Gardner’ları, Frank Sinatra’ları, Burt Lanchster’ları o günlerde artık eskimiş denebilecek o filmleri o kuşakta seyrettim ve sevdim. O […]
Karlı kış günü bankta oturmuş bir adamın oturup anılarını derleyip topladığı bir görüntüyle biter film. Bir muhteşem müzik çalmaktadır fonda… Son cümleleri “Love means never having to say : You’re sorry” Aşk hiç bir zaman pişmanım dememektir. Love Story Böyle kalmıştı. Böyle bizi perişan etmişti. Ryan O’neil, Ali Mc Graw […]
Çocukluğunuzla, gençliğinizin tam ortalarına denk gelen bir zaman da. Sizi 3 saat 40 dakika bir koltuğa bağlasalar. Kalkmadan orada oturtsalar. Hatta bunu bir kaç kez tekrarlasalar. Nasıl bir işkence değil mi? Bunu şimdi de tekrarlasalar. Bunu yapan adamın adı Sergio Leone olsa. Oturmanızın en başından itibaren açılmayan eski bir telefon […]





