Acı olduğu kadar dinlenmesi, yazılması zor bir hikayedir. Suç ve suçlu ile çok ilintili olmayan bir yerden bunu anlatmamak yine de Robert François Damiens’e 2 Mart 1757’de neler yapıldığı şimdi bile yazılması insana çok acı verir, sırf o yüzden. Kerpetenle çekilen organlar, onların yerine sıcak kurşun dökülmesi, atlara çekilerek parça […]
Genel
Umut olup cebime alıp her düştüğünde umudum, alıp cebimden biraz tırtıklayıp hipo umutsuzluğa girmeyip, biraz daha bol umut dolu masalara elde çatal kaşık, belki biraz ileriye gidip kepçe tarzı bir şeyle dalabilecek bir yere, bir zamana ulaşabilsem. Kimse bu dünyanın gidişi için daha iyi olabileceğine dair bir beklenti içinde değil. […]
Takıntılı biriyim, elbet. Kendime göre iyi biri sayılmam. Bana “iyi” diyenlere de pek iyi gözle baktığım söylenemez. Hele bana hiç. Buraya nereden geldik? Bir ara sordum: “Nereye gidiyoruz?” diye. Cevap aldığım pek olmadı. Duydum söylediklerinizi. Hatta “Nereye gidiyorsan git” diyeniniz bile oldu. Hadi yumuşatalım, olmuştur diyelim. Benim nereye gittiğim çok […]
Mahallenin en ufaklığı… En bilmişi, en ortalık karıştıranı. Bir de ağabeyi var; güçlü kuvvetli, eli kolu kaslı. Kavgada adı geçecek ne varsa elinin altında: falçata, bıçak, değnek… Üstelik kendince bir racon da kesmiş. Ufaklık önce mahallede gıcık kaptığı üç beş kişiyi gözüne kestirdi. Biraz alavere dalavere, biraz da ağabeyinin ciddi […]
Bir başka yerden bakmak, bakıyor olmak… Öyle olmak değil, öyle kalmak hep. Hayatı iki boyutlu yaşayan, öyle yaşamak isteyen ve seni de buna ikna etmek için kendini paralarcasına anlatan bir hâle dönüşmek… Üstelik bu ruh hâliyle gurur duymak. Öyle var olmak isteyenlerle yaşamak zordur. Üç boyutlu yaşamak konusunda fikri bile […]





