Çay Bahçesi

Ayrancı, Aşağı Ayrancı da bir çay bahçesi vardı. Bahçesinde otururduk yazın daha gelmediği, soğukların içimize işlese de genç olduğumuzun kanıyla olduğumuz kışın içindeki baharlarda. Neresinden bakarsan bak delilikten bile öteydi yaptıklarımız. Bir gözleme, bir sıcak çaya öldürülecek ne kadar saat varsa kakara kikiriyle orada öldürür, geriye vakit bırakmazdık. Konuşacak o […]

Göz Kapağının Altında

Bizim ev nereden bakarsan bak, hemen her gün parti olan bir ev gibiydi. O kadar yaş günü vardı yetmezdi. Şu gün parti veriyoruz, haydi hop parti, parti olmasa ne yazar önce yavaştan bir kişi kapıyı çalar sonra her işi olmayan, dersi olmayan, olup da kaytaran, beraber birlikte olmak isteyen damlardı […]

Nasılsın öyle mi? O sorunun ne sorduğunu sende sorarken bilmiyor olmalısın. O masa çizgisine, kahve fincanının ardına sakladığın gözlerinin içinde ne olduğunu çözmeye çalışıyorum. O sorunun cevabını düşünüyorum. Neredeyse kırk yılın hesabını dökmem lazım sana, ama katlayıp bir garson hesabı gibi kağıdı üzerine sadece ’’bildiğin gibi‘’ yazarım. Sende ne verirsen […]

Kapı çalıyor sen geliyorsun. Senin geleceğini neredeyse hepimiz biliyoruz. Ama sen nasıl bir şeysin, adından başka kimsin bilmiyoruz. Giriyorsun içeri bir anıt gibi karşımda öyle tanımlıyordum daha sonra. Tanımadan kimseyi tanıştırıldın hepimizle, benimle. Gözlerin, bakışların durmadan bakmadan geçiyorsun, hayır dönüp bakıyorsun. Elimi sıktıktan çok sonra bakıyorsun. Kalabalığın ortasında birkaç saniyelik […]

Yıldız Kaydı, Dilek Tutun

Yere yatın bir yaz gecesinde gök yüzüne bakın, bu gün gördüğünüz o kuyruklu yıldızlı, yıldız yağmurlu bir gökyüzü olmayacaktır ama yine de yere yattığınızda üşümeyeceğinizi düşündüğümden yaz gecesi dedim. Aslında gökyüzü yazdan daha eğlenceli bu aralar, kışın ortasında elele tutuşup biraz bekleyebilirseniz kesin dilek tutmanıza fırsat verecek bir yıldız kaymasıyla […]