– “Gökyüzüne bakıyorum, kara bugün. Kuşlar alçaktan uçuyor hızlı, yağmur var birazdan. Avanak mıyım? Çocukluktan kalma havaya bak avanak. Niye bakıyorum havaya eski alışkanlık. Yağmur yağar ben varsam dışarıda biraz daha çok, biraz daha sıkıcı yağar. Beni bunaltacak aklı sıra, hava dalgasını geçecek adam bulamaz bir beni”. Bir sitemden daha […]
Yaşarken, giderken öyle hani bir yerleri geniş alıp kıvırdığımız sıralarda dokunup çizdirdiklerimiz vardır. Durur, can sıkıntısı var gibi iner bakar tozunu alır, kabul ederiz çiziği, canımızı sıkar ama öylesine ne iz kalır, ne hatırlarız öylesine yaşanmışlıkların arasına karışır. Vardır düşünsek aklımıza bile gelmez. Birde yaralar vardır, bıçak yarası gibi kapatmak […]
Ve ayakların sancılı az gidişin tutamadığın uçan sevgileri karıştırıp masaya bir avuç leblebi yanında bütün eskilikler antikalar sıralanmış takılıyoruz öylesine işte. Anlıyor olmalısın dileklerim güzeldi her şeye rağmensiz güzeldi hem de. Bu tarafta mısın bilmiyorum. Öteki tarafta otobüs durağında beş dakika da gelen otobüsün saatlik gecikmişliğinde ki kalabalığa benzer çokluk […]
– “Böyle masanın bir köşesinde bitsek de bir an önce çıkıp gitsek diye bekleyen içki şişesine anlattığım hikâyeleri anlatıyorum böyle ortaya”. Şişeyi gösterdi masanın ucuna yakın yarısı bitmiş olumlu bakalım yarısı dolu. -“Bunlar bilir hep anlattım. Öyle karaciğerimi bağırtıp canına okuduğum zamanlar bir ben ona vuruyorum iki bana vuruyor o […]
– “Her şeyin test edilebildiği bu günlerde bulunamamış bir sürü soru cebimde. Hepsini boş ver bir eksik tarafım var hep, bitirilmemiş ısırılmış bir dilim somun gibi masanın üstünde duran acıkmış bir mide yanında bir el uzatış korkusu hani bilirsin masada daha aç biri çekingenliği. Bir sese sarılmak hem de kollarını […]





