Beyindeki Zihinsel Zaman Yolculukları

Düşünce ayrı bir kuvvet olarak hayatımızda var. Kurgu, düşüncenin yandaşı; yapı taşları bize kelimelerle var olmaları... Fikirler başka bir yerden gelmiyor, kafanın içinde bir yerlerde oluşuyor. İyisi, kötüsü, fitnesi, sevgisi... Hepsi beynin o küçük dalgalanmalarında var oluyor. Küçük dediğim; henüz ölçülmeye gelmeyecek, gelemeyecek kadar hafif. Biz ona daha pek ulaşamıyoruz. Yakalamaya çalıştığımızda o kadar çok yeri var saklanacak oralarda... Ancak koca bir arızayı tespit için tomografi benzeri, milyarlarcası bir arada... Ancak o da hasar, arıza var mı, gelip geçenin azlığı, çokluğu... O kadar.
Orada o kadar çok olanaksızı olanaklı hale getiriyoruz; geliyor, olanaklı oluyor. Kelimeler birbirine karışıyor. Gidemediğimiz, gidemeyeceğimiz uzayın bilmem neresinde, Uzay Yolu dizisiyle birilerine, oradaki birilerine gitmiş... Kahvaltımızı ederken başka yerde görsek korkacağımız bir varlıkla kaptanın sohbetini... Mr. Spock en normali neredeyse, bizden biri olduğundan kahvaltıya devam.
Olanaksızı sadece burada böyle mi? Hayır; her aynı şarkıyı dinlediğimizde aynı duyguyu hatırladığımız andaki o duyguya nasıl taşıyoruz, taşınıyoruz? Düşlerinde bile değil, uyanıkken hem de!
Fiziğin geri dönülmezliği "şimdi" için var. Bir zaman sonra (hani ara sıra filmlerde beynin olmaz demediği) o geri gidişler gerçek olacak mı? Biz çok sonraları var olduğumuzu bilecek miyiz? Hiç var olmadığımızı mı öğreneceğiz yoksa?
Sabahın köründe bu kafayı buraya yine kim, nasıl yerleştirdi? Alın eskisini getirin, bu arızalı!