Kapıda Zil Sesi
Evin anahtarını bulmak için elindekileri yere bıraktı. Çantasının en dibine atmış olmalıydı. Elini en dibine kadar soktu, karıştırdı yok eline gelmedi. Daha bir telaşlandı. Bir tarafını kaldırdı çantanın, öte tarafını…
Evin anahtarını bulmak için elindekileri yere bıraktı. Çantasının en dibine atmış olmalıydı. Elini en dibine kadar soktu, karıştırdı yok eline gelmedi. Daha bir telaşlandı. Bir tarafını kaldırdı çantanın, öte tarafını…
Sabahın tadı damağımda kaldı. Yağmur başlamıştı, gök gürlüyordu uyandım. Bir şarkı takılmıştı kafama geceden söylüyordum… Telefonda sabahı anlatıyordu. Daha giyinmemişti, üstüne bir şeyler giymemişti. Çayını yudumluyordu yağmuru dinliyordu, seyrediyordu telefon…
Bir öğleden sonra yine, boş yapacak bir işim yok diye düşündü. Biraz sesini düzeltmeye çalıştı. Dilinde bir şarkı olsa söyleyecek ama o şarkı nerede kaldıysa gelmiyor işte. Bir şarkı geliyor…
Anlatıyordu, elinde nereden bulduğu belli değil bir örtü her neyinse elinde kalmış öylesine sallıyor bir taraftan anlatıyordu: Öyle dağınık öyle karışık bir valiz görüntüsündeydi anılarım, kapının önüne koyduklarımı almıyordu kapıcı…
-Kızgındım, kapıyı çarpıp çıkmak vardı. Çıkmadım, inat ettim gitmedim bu sefer. Siniri daha kendine gelmemişti. Ben sinirinin üstüne tüy dikmeyeyim dedim – Gelseydin bana ben de burada oturmuş kafa karıştırıyordum…
Ortalık bir kalabalık, adım atamıyorsun derler ya öyle. Öyle bir yerlere bakmak gibi bir lüksün yok habire yürüyorsun, arkadan itekliyorlar onların götürdüğü yere gidiyorsun bir anlamda. Bir ara bir tanıdık…
Karanlık loş bir ışıksızlıktan yavaşça sallanarak çıktı geldi yanıma. Elini uzattı, tut beni düşeceğimle merhaba arası bir el uzatma. Tuttum elini bırakmadım merhaba olmayabilir dedim düşer belki bırakmadım elini masaya…
Bir mezarlık, bir morg kapısı önünden geçerken bir tabut çıkışı öyle böyle değil en kısasında bile gidenin koskoca hayatı ne yaşanacaksa o kadarı yaşanmış yaşanmamışları ağıtlara bir dizi konu yakanın…
Müzik çıtırtılı masa kirli değil ama dağınık halde, bardakları yarılamışız. Öyle cafe devirleri gelmemişti daha barlar da yoktu her köşe başında, olsa ne fayda parada yoktu. Biracılar vardı, bira vardı…
Çoğu toplayamam ama bütün fikirlerim neredeyse, toplamışım hepsini olmasa da bir çoğu ava çıkmışız. Ne avı diye düşünürsünüz, haklısınız. Gece öyle yanımıza çok şeyde almadık. Işığını görür görmez pusuya yattık.…