Şimdikiler Bilmez
“Otur beş”. Şimdiler de kaç? Beşe kadar not vardı. Pekiyi beş. Sınıfta kalma vardı, ilkokul birinci sınıfta bile. Ceza vardı. Köşeye çöp kutusuna gidip kalem açma da. Aldım verdim seçmecesi.…
“Otur beş”. Şimdiler de kaç? Beşe kadar not vardı. Pekiyi beş. Sınıfta kalma vardı, ilkokul birinci sınıfta bile. Ceza vardı. Köşeye çöp kutusuna gidip kalem açma da. Aldım verdim seçmecesi.…
Daha bir şeyler olmamış, ne yaprağı kıvrılmış defterin, ne arasına kalem konmuş kitabın, geceler parçalanmamış daha bütün, aydınlık ortalıkta karanlık ortalığı ele geçirmemiş. Hiç bir şey bitmemiş daha. Tenin yanıkları…
Gidişinin bininci yılı olmalı, gitmen ayrı, taşınman devam ediyor. Sessizliğin içinde arıyorum seni. Bir şey ister misin? Merakla seyrettiğimiz gece yarılarına kadar süren buz pateni gecelerinden “Üçlü Toylub” yap bakayım.…
Kimseye gerçek isminle anlatmadım seni. Kimseye gerçek isminle tanıştırmadım, kimse bilmez seni. Bilenlerde artık yok. Seni konuştuklarım, anlattıklarım, yazdıklarım, yazdıklarımı okuyanlar, hep bir tahmin o da tutmuyor zaten biri hariç.…
“Üşüyorum hem de çok”. Titriyor, dişleri birbirine vuruyordu. Ateşi yükselmiş olmalı. Üşünecek durum yok. Hemşireyi çağırıyor. Üstünü açın diyor battaniye vereceğine. Kızıyor ama gelip üstünü açıyor. Ne dedilerse o. Öksüzlüğünü…
“Öyle ıskalanmış bir hayat olarak kabul etmiyordu taa ki. Bir şeylerin artık olmadığı olsa bile lezzetini almadığı zamana kadar”. Elinden kalemi bıraktı. Kafasını cama çevirdi. Dışarıda bir gökyüzü sulusepken. Bir…
“Yaz geliyordu öyle demişlerdi. Bir şeyini unutmuş olmalı, belki bir şeye kızdı yarı yoldan dönmüş olmalı kış gidiyordu o kadar ısrar dayanamamış kaldı. Baksana havaya”. Soğuk yine de su kıyısı,…
Baş bükülmüş hayatın masasında bir köşe. ”Bundan sonra artık“ bütün cümleleri böyle büyük bir lafla başlar olmuş. Nasıl bir kırılmışlıksa hayata aydınlığını almış gitmiş gözlerinin, gökyüzünün yıldızları kalmamışlığı bakışlarda, bulutlar…
“Casablanca’yı anlatıyorsun. Ben oraya gitmedim seninle bile. “Tekrar çal Sam” dendiğini de seninle duymadım. “Çölde çay” filminde her şey çok güzeldi. Çay bile vardı. Aynı sahnelerde birbirimizi hatırlamış olabiliriz belki…
Karanlıkta söylemeye korkardın, karanlıktan da. Uyku arası hani gözlerini aralayıp bir ışıksız ortamda dokunulmakta olduğunu hissedip rahat mırıldanarak fısıldadığında aklına gelirdi belki ama söylemezdin. Bazılarını hiç söylemedin öyle kaldı. Dilinin…