İçinde Ne Kadar Kirli Kelime Var?
Her hayat kendi yoluyla başlar, otobanlar, asfaltlar, patikalar hep birilerinin yollarıyla kesişse de kendi yolu olup ölümde son bulunan yol. Yollarımız bir paralel olduğundan beri sonsuza dek ondan. Bir kelebek…
Her hayat kendi yoluyla başlar, otobanlar, asfaltlar, patikalar hep birilerinin yollarıyla kesişse de kendi yolu olup ölümde son bulunan yol. Yollarımız bir paralel olduğundan beri sonsuza dek ondan. Bir kelebek…
Okyanusun duvarlarla çevrili kenti. Yüreği. Yüreği çizen biraz acı severlik bile olabilir derin bir çizik gönderdiği. Bir hoş geldin bile demeden seçtiği gönderdiği bilmediği kutunu aç kendin gör bilmiyor o…
Sorduğun gibi sordum. Olmadığım bir anda ilgini çekmediği bir anda unutulmuşlar rafına kaldırılmış ya da kaldırmak üzereyken yeniden bir daha bir yerlerde eline gözüne denk gelip bu da neymiş? İşte…
Sessiz gölgesiz duvarlar vardır. Birden önüne çıkmışlığı oktur adını koymamışsındır. Görünmez, sessiz, gölgesiz, ışıksız duvarlar. Biriyle, hayatla, gerçekle, birileriyle, rüzgarla, ıslıkla arana koyarsın. Arana koyulmuş bulursun. Üstelik o duvar varsa…
Elim avucunun ortasında kayboluyor. Küçüğüm, çocuğum, büyümemişim, yaralanmamış, çivilenmemişim. Sevgiyle gözlerine bakıyorum. Biliyor bütün zayıflarımı. Al beni kaçır götür. Göğsüne yaslanıp uyumalıyım. En derin uykum o. Geldi. Yine tutuyor elimden.…
İyi masallar anlatmıyorum epeydir böyle. İyi bile olsa bir kekeleme bir iç çekiş falan tadı kaçık. İyi şeyler de duymuyorsunuz benden de başka yerler oralar daha kötü bile. İstemiyorsunuz belki…
Hemingway söyler. “Gençken Paris’le tanıştıysan yaşadıysan Paris ölene kadar hep sizle kalır”. Öyleydi. Sadece Paris değil. Gençken yaşanan ölene kadar sizle kalıyor olmalı. Başlarken gençken cebinizde az veda varken biriktirmeye…
Yaşamanın başka bir adını bulma zamanı gelmiş olmalıydı. Kendini koydu masaya, masanın öteki tarafına da geçti. Kendinin ötekisi olmaya oturdu. Paylaşmadıklarını, anlatmadıklarını, kendine rağmenleri sorgulamaya oturdu. Kuvvetli ışığın altında olmasa…
Her zamanki havalardan daha bunaltıcı olmuştu. Son gündü ve bitmiyordu. Saniyelere bile binlerce kat zam gelmiş her bir saniye saatlere bölünmüştü. Anahtarını teslim etti, yıllardır çayını kahvesini içtiği kupasını kapıda…
“iPad ile sinek kovalayamıyorsun”. Çok güzel bir cümleydi. Sarper Günsal Eurosport yayını sırasında söyledi. Saat sekiz buçuk da kucağında gazete ile uyumak. Yaşlılığın esprisi. Gazetenin yerini alan Ipad. Ipad ile…