Mart Geldi
İki gitar telinin arasına sıkışmış bir sinek gibiydi, titriyordu, soğuk değildi titriyordu. Sordum Nasılsın ? İyiyim demek istiyordu, "iyiyim sen git" diyemedi. Titriyordu. Üzgündü üşüyor olmaktan, sinirden belki de titremekten.…
İki gitar telinin arasına sıkışmış bir sinek gibiydi, titriyordu, soğuk değildi titriyordu. Sordum Nasılsın ? İyiyim demek istiyordu, "iyiyim sen git" diyemedi. Titriyordu. Üzgündü üşüyor olmaktan, sinirden belki de titremekten.…
Tahmin edebilme kabiliyeti geleceği bilmeyi, ilgili konularda duruşunu yapabilmeyi, doğru yerde, doğru zamanda durabilmeyi getirir. Tahmin edebilme yeteneği eğer bilgiyle, tecrübeyle donatılmışsa, paylaşılıyorsa içten tadından yenmez dercesine güzel bir durum…
Bir yazı yazıyorsun. Aynı kelimeleri kullanmıyorsun, iki yüz kelimeden biraz fazla bir yazı. Ülkende bu yazının kelimelerinin yarısını hayatında kullanmayanların sayısı yüzde doksan beşlerde. Anlatamıyorum diyorsun, basit konuşulan kelimelerle anlatılabilecek…
Kuş beyinli deriz ya, kuş beyinli olmak beyni kuşun beyni kadar olmak mı? Olabilir. Bizim kuşu yakalamamız yakalayabilmemizdeki fark mı? Olabilir. O da olabilir. Çözemedik daha ama beynimizle, kuş beyni…
"Bunu DEVRİM temizler" Düz beyaz kağıda düzgün bir yazıyla yazıp duvara yapıştırmışlar. Nerede olduğunu söylemiyorum. Akılın bol olduğu yerlerden birinde. Biliyorum bende soruyorum o yüzden yıllardır bu işin yapılması gerektiğini…
Zordur, yanında seni taşımak. Bana da beni. Taşımak çok fazlası olmasa da bir kısmını cebinin bir köşesinde elinin altında lazım olduğunda bir kırıntısını ağzına atıp, enerjisini alabileceğin bir yerde tutabilmek.…
Boş verin hayatın sizi nereye getirdiğine, aklınız başına gelip yola çıktığınızda nereye gitmek istiyordunuz? Tam da buraya diyebiliyor musunuz? Yakın oldu buralara yakın düşünüyordum, hafif kayma ne yapalım o kadar…
Bir dostumla bir insanın ikna edilmeden hiçbir şey yapmayacağı konusunda sabaha kadarlık bir konuşma yapmıştık. O zaman ikna olmuştum bu zamanda da bu ikna oluşum sürüyor. Eğer bir insan, bir…
Hayatın katarı bazı anlarda o kadar uzun olur, lokomotifin gücü yetmez, ilk küçük eğimi tırmanmak için bütün gücünle asılmasına rağmen gıdım gıdım gider. Biraz yüksekçesine rast geldiğinde ise geri bile…
Gazeteciliğimin ilk yıllarında Rüzgarlı Sokak'ta çalışırdık. Cumartesi-Pazar bir dolu arkadaşımız uğrar uğradıklarında o gün yayınlanan üstünde satılmaz mührü olan gazeteden koltugunun altına alır stada giderlerdi. Okumak için verdiğimiz gazeteler oturmak…