İnce İnce Söylenen Kalın Sözler

İnce İnce Söylenen Kalın Sözler

Sözlerin çok kalındı, anlamıyordum ince ince söylediğini... Şimdilerde denk gelirse, çözebilirsem bir bilmeceyi senin söylediğini, ne söylediğini kafamda binlerce kere dolaşmışlığında, bir an gelip "Bu böyle imiş" idrak edişlerinde...
  
Kapıdan çıkışların... Her seferinde bir elvedaya dönüşmesi ki sonunda bir elvedanın zor gelmesi... Bir bakışa sıkıştırılmış bir itekleyiş: "Hadi git!" Dudaklarında kalan izi bakışlar; bu sefer tamam, bu elveda ve orada öylece kalışlar... Donan bir film karesi. Kararsızlıkların altında sorulan "Sen nesin, kimlerdensin, kimsin, kiminlesin?"in cevaplarında; onca içine sinmeyen, doğru olmasını istemediğin, nedense olmuşlukları, oluşları... Sana, üstüne başına, yalnızlığına sinmiş, aslında yapışmış lekeler... Niye varlar? Sakarlık bunların buralarda olması, bunların olması kıvamında var oluşları, cevaplarda yer alışları. Sanki "Seni ne ilgilendirir, sen ne yapacaksın, ben ne yaptım, neye yaradılar?" Yolumun seçeneklerini çoğalttılar; o kadar seçenek demek de abes, yok ki! Kararsızlığın içine bir kaşık daha kararsızlık kattılar. Daha bir çorba oldu, kıvamlı bir çorba bile olamadı, yenmesi yutulması zor hasta çorbası; "İç iyileşirsin" zorlamasıyla üstelik!
  
"Nereye gidiyorsun, nereye gideceksin?" sorusuna her seferinde aynı cevap: "Cehennemin dibine!" Cevabı bu sefer tuttu mu?
  
Ve orada bile bir kararsızlıkla... O kadar dillendirdiğin halde belli ki orada da durmayıp belki de cennetin o hiç aramadığın, arayıp belki de bulamadığın cennetin bir köşesinde... Sakin, sessiz, ışıklardan uzak bir loşlukta... Işığı da çok sevmezdin! Elindekini yudumlayarak bakıp bakıp, belki de bana bakıp "Bıraktığım onca düğümleri, yumakları çözememişsin hala," diyerek... Hani sohbetin bir yerine bıçak sokar gibi bir suskunluk sokup bıraktığın anlarda olduğu gibi; sormadığın, sorulmuş olması gereken cevabı arar bakışlarla...
  
Yol göster, aynı kararsızlık, aynı ne yapacağını bilememezlik... Bir bulaş hali bile olabilir. Fısılda kulağa, tut bir yerlere götür, nereye olursa; tıpkı senin kararsızlığında olduğu gibi!
  
Aynı kuyuya at taşı, aynı ses çıksın çok uzaklardan... Derin! Sen de biliyorsun derin olduğunu...

Bu yazıyı paylaş

Facebook X Threads LinkedIn
#Genel