Beynin Direnme Enerjisi Ve Üretmeyenlerin Kötülüğü

Beynin Direnme Enerjisi Ve Üretmeyenlerin Kötülüğü

Hayatın nereye götüreceği belli olmuyor. Hiçbir şeye dokunmadan yaşamak... Nötrino gibi içinden geçip, değmeden geçip gitmek; hiçbir şey dokunmuyor, dokunamıyor olmayı istemek... Belki Flaubert'in Madame Bovary'sindeki Bay Bovary olmak; önüne ne konursa onu yemek, hayatı tekdüze yaşamak, bugün nasılsa yarın tıpkı öyle yaşamak... Yaşamak demek öyle bir tekdüzeliğe. Despot Banderas'lar dokunuvermese hayata, hayatına... Sokrates'in dediği gibi: "Despotluk ufak tefek hırsızlıklar ve şiddet eylemleri değil; kutsal veya dünyevi, özel ya da kamusal topyekun talandır," demişti.
  
Hz. Eyüp, şeytana uymayınca, uymak istemeyince, şeytana direndikçe "Daha ne kadar direnir?" denemeleriyle, denenmeleriyle neler yaşamıştı... Çavdar Tarlasında Çocuklar'da Phoebe; en uyumlusu, en az bencil olanı, en duygusal olanı, en sezgisel, en duygusal olanı... "Gözünüze Duman Kaçar"ı söyleyerek mavi elbisesiyle dönüp duruyor olmalı.
  
Travma dediğin; kötülüğün sana yaptıklarına direnme sırasında sana olduğundan fazla yardım, destek vermeye çalışan beynin, vücudun, aklın direnme enerjilerini kullanıp yedeklerine el attıklarında, seni korumakta zorlandıklarında seni ikna etme halleridir. 
  
Kötülük hep "Zor elde edilir," derim, öyle söylerim. Oysa başka bir bakış açısında; üretim yapamayanların, üretemediklerinden gelen baskıyı kırıp dökme, yok etme, elindekilere konma, talan gibi duygulara kayıp oralarda oyalanıp en sonunda tiryakileşmeleri diye açıklanıyor olması... Kolay elde edilir durumunun da yaygın olmasına, açıklanmasına basit bir neden olarak duruyor.

#Genel