Rehinciden Alınmış Hayatlar ve Sonsuzluk Bandı

Rehinciden alınmış hayatları yaşıyor olabiliriz... Eskisi, yenisi, yaşayacağımız her şey bir kutuda! Bize "Daha önce bilmem kim kullanmış, o bırakmış, bilmem kim kullanmış, bilmem kim kullanırken bak burası hasarlanmış, antikalığı buradan" denilerek bizim de bilmem kimlere bırakacağımız bir hayat olabilir. Dahası, belki en akıl dışı olanı gibi gözüken, yanlışlanamamış olanı, gerçek gibi gelmese bile büyük bir fotoğrafın üstünde yürüyen sinek olabiliriz! Geçmişimizden geleceğimize aynı fotoğraf... Biz yürüyoruz sadece; geleceğimiz de o fotoğrafta yürüdüğümüz tarafta zaten var, sadece biz daha oraya yürümemişiz.
Tabii hemen bir başka yürüyüş hikayesi de geliyor ardından: Koli bandı gibi uzunca bir kağıt yapın, bir ucunu ters çevirip öteki ucuyla yapıştırın. İşte size sonsuz bir yürüyüş bandı! Üstünde siz sinek olun, ömrünüz yettiği kadar yürüyün... Bandın üstünde sonunu bulamadığınız bir yürüyüş olacaktır; sonsuz o kadar yakın!
Daha ileri gitmenin gereği var mı?
Bandın üstüne işaretler koymazsan nasıl yürüdüğünü bile anlamaz olursun. Sohbetlerin birinde demişti: "Tamam, hayatından çıkacağım bir tarih elbet olacak. Ne zaman artık benimle vedalaşmış olduğunu anlayamayacaksın; ne zaman yok olduğumu hatırlamıyor olduğundan bilemeyeceksin ve sonsuza kadar beni unutmuş olacaksın." İşaret koymadıysanız zamana ve işaretiniz gelmiyorsa... Sonsuzluk bandında gelip "Ben de buradaydım" diyorsa sana, size... Koyduğunuz işareti artık daha sık görüyorsanız, daha sık karşılaşıyorsanız koyduğunuz işaretlerinizle; zaman biraz hız almış, daha sık zamanı tüketiyor, bir yerlere koşuyorsunuz hem de o halinizle bulamayacağınız sonsuza yakın bir yerlerdesiniz!
Rehinciden almıştık hayatı; pek kırıp dökmüş olamayız, olmamalıyız. Geri alır mı, alanı olur mu bizim de kullandığımız, biraz içine edilmiş hayatı birileri daha?