
En çok sevgi denen o illetin başa iş açması sinir bırakmıyor insanda ve bende. Çok sevdiğimden yaptım, en ufağı çok gücüme gidiyor. Bakmayın, pek üstün fikirleri olan biri olmadığımı ben de biliyorum. Sevginin ne olduğunu az çok bilirim yine de. Çok sevilen biri olmamak, sevgiyi bilmemeyi getirmez. Sevgi öyle ağaçtan kopar al, yerden topla at ağzına bir şey hiç değil. Öyle herkeste bulunacak da bir şey değil tabii ki. Kolay değil elde edilmesi, işlenmesi. Önce yüreği süreceksin, sonra o sürülen yüreği temiz edip düzlenecek; tohumları, sevgi tohumları dikkatle, tohumları ya da fideleri dikkatle düzenle, kırmadan incitmeden ekilecek, dikilecek. Çok bakım ister sevgi; aynı incelikte bakılacak, özenle korunacak. Ne üstüne basılacak ne eğilecek bükülecek. Zeytin ağacının köklerinden dalcıklar çıkar; hemen dalları kesmek, yok etmek gerekir. Halk arasında piç derler; zeytini mahveder, yoksa çürütür, meyve vermez, meyvesi işe yaramaz olur zeytinin. Sevginin de devamlı bakım yapılması, dal çıkartıp dipten sevgiyi perişan etmemesi lazım.
Seviyordum, ondan yaptım; işte tam da bu piç olan, adı konmamış dalların budanmadığından, kesilmediğinden, bakımı yapılmadığından sevgi zannıyla büyütülmüş, gübrelenmiş; odun olsa anca işe yarar kısımların fazladan taşınması, hamallık edilmesidir.
Sevgi ince, narin; içinde acısı bile tat veren, damakta haz veren, kıvamı güzel olursa yemede yanında yat bir duygudur. Seviyordum, ondan yaptım hiç yanına yanaşmaz, yakışmaz sevginin.
