Zor Olan Sabah

Uzun olur bazı geceler, değme lastiklere meydan okurcasına uzarda uzar. Bir yerinden kopsa uyku gelse koparsa yırtsa olmadı aydınlanıverse birden ortalık, unutulmuş bir aceleyle okunur gibi okunuverse sabah ezanı. Birden başlasa. Kıyıyı dolduran dalgaların sesi, birden dursa dinlese sabahı sonra yeniden hışırdasa. Cırcır böcekleri biz buradayız, bizde varız diye seslenmeseler bir an. Sabah rüzgarı bir an değse tenime titreterek. Bugünde sabah oldu, bu sabahı da gördün. Ve ben o sabahı o kadar görmek istemesem, geceyi de zor bitirdik ama. Sabahı çoktan etmişiz. Ayaklarımda şıpırdayan bir deniz. Kumsala uzanmışım. Kaçamak, gelip dokunup gidiyor. Üşüyorum, iliklerime işlemiş ıslaklık. Ciğerlerim takır tıkır hırıl hırıl. Genzim dolu. Yine bir sabahı ettik. Edebildik. Dedim ya geceler uzar diz boyunu geçer, su alır ayakların şimdi olduğu gibi arada bir ıslak olduğunu bilirsin. Her zaman ıslak olduğunu arada bir hatırlatır. Üşüyor ayaklarım. Lastik çizmelerimin içine su kaçtığından bu yana üşür. Isınmaz olur. Isınmazda. Bitmeyen binlerce gecenin, olmayan binlerce sabahı olur. Sonra mutsuzluğuma arkadaş. Isınmadı değil, vardır onunda ısınmışlığı elbet. Mutsuzluğa arkadaşlık ettiğinde değil elbet. Gökyüzü daha yaza çok var diyor. Sabah rüzgarı artık eve git sertliğinde. Parklarda sabahlardın ya eskiden. Parka temizlik için gelen görevli seni görünce sertleşirdi, süpürgesini sert sert tozu daha da kaldırırcasına daha bir sert yeri süpürürdü. Bir an önce senin olduğun yere gelebilmek için baştan savma yapar işini sana yanaşınca titizlenirdi. Böyle olurdu bazı sabahları zor olan gecelerin bitişi.

Tags:

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir