Uykusuzluk

Uyku öyle eksik kalsın bugün de olmasa olur, boş ver bir kutu alacaktım ama kalmamış gibi bir şey değil. Uykusuzluk öyle kolay geçiştirilecek bir şey değil. Tercih edilecek bir şey de değil. Uyumanın zamanın değişmesi olabilir, biraz az uyunabilir, tercih edilmez ama olabilir. Uykusuz günlerce kalmak, o halde yaşamak, uyuyamamak, uyumak istememek sen istesen de gövden ret ediyor olması, uyumayı vücuduna kabul ettirememek. Büyük sorun. Depresyon uyumak istemek hep uyur olmak diye değerlendiriliyor olsa da tedavisi bile uykudur. Verilen ilaçlar uyutur. Uyumamak, uyuyamamak işte o bir tür felaket. ‘’Uyku saatimi kaçırdım mı uyku tutmaz’’ türü konuşmaların bir günlük bir uyuyamamayı belki açıklar belki de zamanı her zamanki süreden kısa bir uykuyu çağırıyor diye de düşünüyorum. Az uyurum. Okurum, gecelerimin çoğu zamanı okumakla geçer. Uykusuzluğum fazladır sabahı ederim genelde. Bir o kitabı okurum, tıkandığım yerde başka bir kitap. Birisi roman, birisi siyaset, birisi derin felsefe bir diğeri bilim hepsi bir gecede olabilir bazısına sıra iki kere de gelebilir. Bir takiyonlara kafayı takarım, bir Lozan antlaşması, bir kayıp romanlara girerim. Gecenin kısalıp benim uyuyabileceğim hale gelmesi böyle olur. Gün ışıldarken ben uyumaya geçerim. Erken kalkarım sabahı da yaşamayı severim. Yağmuru kokusuyla severim, salatalığı da kokusuyla.

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir