Baş bükülmüş hayatın masasında bir köşe. ”Bundan sonra artık“ bütün cümleleri böyle büyük bir lafla başlar olmuş. Nasıl bir kırılmışlıksa hayata aydınlığını almış gitmiş gözlerinin, gökyüzünün yıldızları kalmamışlığı bakışlarda, bulutlar gider umudu yok yıldızlar kalmamış. Pişmanlığı bile olmayan suçları omuzlamış biraz bel eğikliği ondan. Adını unuttuğu anlar gece yarıları ihaneti […]
“Casablanca’yı anlatıyorsun. Ben oraya gitmedim seninle bile. “Tekrar çal Sam” dendiğini de seninle duymadım. “Çölde çay” filminde her şey çok güzeldi. Çay bile vardı. Aynı sahnelerde birbirimizi hatırlamış olabiliriz belki sadece ben seni.” Kağıdı buruşturup atmak geldi bir an aklına. Vaz geçti yırtmaktan, yazmaktan. Gitti müziği biraz daha açtı. Bir […]
Karanlıkta söylemeye korkardın, karanlıktan da. Uyku arası hani gözlerini aralayıp bir ışıksız ortamda dokunulmakta olduğunu hissedip rahat mırıldanarak fısıldadığında aklına gelirdi belki ama söylemezdin. Bazılarını hiç söylemedin öyle kaldı. Dilinin ucunda bile değillerdi. Bazılarını yol da yanımda fısıldadın duy beni diye sessiz gürültüye karışsın ama duy. Zamanın taşlarına kazınıp orada […]
Tahta masalı tahta uzun oturaklı arkası dik masalar köşe bir masada uyuya kalmışım, uyanıyorum rüyamda. Bir tartışma, öyle ne söyleniyor pek anlamıyorum uyukladığım köşeden bakıyorum rüyada. Söylenenleri anlamıyorum bağıra bağıra kulağımın dibinde ama anlamıyorum. Taraflardan kavgacı olanı hep kavga ederdi ayrılığı acıtır bilirim kapıyı çarpıp çıkıyor çarpıp gittiği hep. Oturuyorum […]
Biraz durdu. Yanında yürüdü biraz daha yürürken hep önüne baktı. Yerde belki kafasının içinde bir yerlerde durumu çözecek durumu istediği gibi çözecek bir şeyler arıyordu ayakkabısının ucundaydı tam gözleri buldu. ”Son bir kez biterken benimle dans eder misin?” Şimdi bu zamanda hem de “The Last dance for me.” daha meşhur […]





