Ölülerin Ardından Paylaşılan Sözler İkiyüzlü Anma Seansları

Biri öldüğünde "Şunu demişti, böyleydi, şöyleydi, öyleydi..." anlata anlata dediklerini... Kendimize göre "Güzel demiş" diyebildiklerimizi yazıp çizip, anlatıp geçiyoruz. Bir süre saygı duyuyoruz demiştilerine, dediklerine... O söyledi diye birkaç fazla tık, birkaç fazla beğeni, biraz da açgözlülüğümüz! Kaç iyi laf etme gereği duyarlar... Cenazesine ne kadar eleştirdiği varsa gider; diyebilecekse, sorulursa "İyi bilirdik" derler! Yolda, masada, konferansın birinde yakaladıklarında hayır denmediğinin yüzsüzlüğü ile çektirdikleri fotoğraflar... "Birkaç dakikalık anılar demişti, dedi" saatlere sığacak şekilde esnetilerek satırlar dolusu anlatılır. "Biter" diyebileceğim bir şey değil, bitmez; takvimler her gösterdiğinde anar olurlar, oluruz.
"Ne dedi?"den daha çok, "Niye dedi, ne olması gerekiyordu söyledi?" Duvarlara, kitaplara kazınan lafları niye dedi, ne olması için dedi? O dedi de sen, siz ne yaptınız, ne yapıldı? Dediğinin faydası ne oldu; bir yerlerde paylaşılmak mı, paylaşılıp "Ne güzel demiş"lere kaldırmak mı, oralarda tozlanması mı? Tozlanınca, antika değerine ulaşınca lafı, yaptıkları, anlattıkları... "Hee, ne güzel demişti" masa sohbetlerine konu etmek mi? Yol gösterdi, yola daha çıkmadık, çıkamadık! İçimden çok geldi; ayakkabı giyilecek, bağlanacak, "Ha" denilecek... Kolay değil yola çıkmak! Birileri de yola çıkmadı ki arkasından "Aslan be, harika yapıyorsunuz" diyelim, yazalım, tweet atalım, yazalım...
"Çocuklara bunu bunu öğretelim" demiş, öğretelim! Bizimki anlamaz, dinlemez ki... Ne anlatacaksın? Bildiğini okur, hem onu da bilmeyiversin! Bizimki eksik olsa ne olur, memleket bizimkine mi kaldı? Ben bile güvenmiyorum bizimkine; güvenecek birileri olmalı, güvenilecek biri olmalı! Ben kimseye güvenmem, kimsede bana, bizimkine güvenmesin; ben bile güvenmiyorum bizimkine!
"Nasıl bilirdiniz?"
"İyi."
Az bile dediniz! Ne bildiniz iyi olduğunu? Ne dediğini, niye dediğini bile bilmeden... İyi biriydi, anamıza küfür edecek birine benzemiyordu! Dediklerinde öyle bir şey yoktu, değil mi? İçinizde bir kuşku: "Ne dediydi, niye öyle dedi ki?" Yaa, gidin işinize! Size değil; kimse duymasın diye anlatmış olmalı, söylemiş olmalı. Dert etmeyin, tasa etmeyin, size demedi! Adamı günaha sokmayın, gidin işinize.