Öldükten Sonra Ne Olur Sorusuna Yıldız Tozlu Yanıtlar

Epeydir aklımda bir sorunun bir cevabı değil; yine de belki benim kafanızdaki durumum, benim kafamın durumu anlaşılır hani belki... Biraz uçuk kaçık bir durum söz konusu. Hani bilince, gözlemleyince biraz bir şeyler yerine oturur belki, kafa da dalga olmaktan kurtulur, bir parça kendini bulur. Soru basit: Öldükten sonra ne olur? Felsefi değil, din olarak hiç değil; manevi değerleri hiç tartışmam, konu zaten maddi manevi değil. Şimdi benimle var olan, şu an "benim" dediğim... Yok öyle "10 üzeri 28 parçacığım var, say bakalım sende kaç var" diye bir hesap kitap meselesi de yapacak durumum yok! Sonra bir fazla çıkar da "Nereden bu, anlat bakalım nereden" haline de girmeye niyetim hiç yok.
Tabii bu 10 üzeri bilmem kaç sayısı bende yok hesabı da... Gelip gidiyorlar; senede neredeyse yüzde yetmişi çoktan gitmiş oluyorlar. Tabii biz önümüzdeki maçlara bakıyoruz, transferler olacak; bakalım gün olur ne gösterir! Bu zamanlarda mikrofon uzatmayın, hemen bir başka oluyorum.
Bu benim suçum da pek değil, sizin de öyle... Nereden geliyorlarsa, hangi patlamada nerede oluştularsa... Özellikle demir sonrası atomlar neler gördülerse; sizden benden önce kaç milyar yaşındaysa... Burada biraz duracak, sonra bizde biraz duracak, sonra haydi başka bir yere, başka galaksilere, belki başka bir yerlere; bilmediğimiz, belki bildiğimiz...
Bende biraz Othello'da dolaşmış, biraz şairlik, belki biraz hikaye, masal, Dede Korkut belki, belki Herodot... Bazen yakalıyorum kendimi, biraz düşüncelerime karışıyor, kirli "Acaba" dedirtiyor; onlardan da var mı?
Elbette var! Sonra hep beraber toprağa... Oradan bir böceğe, bitkiye, bir toz zerreciği, belki bir gül, bir çınar... Bazıları benden, bazıları sonra milyarlarca yıl sonraya... Hangi şeyin, hangi hiçbirinin daha adı konmamış onca bilinmez varken, bilinmez canlı varken, olurken, olacakken... Bir yerlere, bir şeylere bir parçada artık biz, ben olmayan parçacıklar olarak.
O kadar da yok olmayacağım, olamam, olmamalıyım! Bir sesim, bir yazım, bir anlattığım bir masal, birkaç masal... Hepsi bir yerlere bir çizik, bir çentik! Geçmişin bir yerlerine sonsuza kadar kalacak... Hani "Hiçbir şey kaybolmaz" dediklerinden! Bu yazıyla sizin hayatınıza, size de bir bırakmışlık olacak, oldu. Her şey her şeyi, her durum her durumu etkiler; kurallar böyle ister. Parçacık bütünü ister, dalgalar bütünü... Her ne olursak olalım hayatın bir yerinde, bu sayfada, bu şekilde sen ve ben, siz ve biz... Her ne olursa olsun dokunduk birbirimize; ben size ulaştım, siz bana.
Hep "ölüm" diye başladık, bulduğumuz ölümsüzlük.
İyi ki dokunduk, iyi geldi.