Kuantum Çift Yarık Deneyi ve Meraklı Gözlemci

İlişkinin en şimdiki deyimiyle "dokunmatik" anında... Kilometrelerce buzun altında sen nötrino olarak bir parçacığa dokunduysan bir ışıltı! Büyük bir ihtimal foton denilen o dedikoducu mahluklardan biri bir fişek olup "Bu, buna hem de ta burada, yeryüzünün bilmem kaç kilometre altında yakaladım ben bunu bunları!" dedikodusu yapmak için parıldayıp... Parıldaması da boşa değil; meraktan neredeyse ölmüş, çatlamak üzere olan bizler! "Aa nasıl olmuş, bir anlat, bir daha anlat şekerim" kulak kabartmasıyla... Biz olmasak ışımanın olması kime ne? Kimse duymadığında bir şeyleri, olmuşluğu kadar olmamışlığı da orta yerde. Meraklılar olmasa poz vermeden öyle dalgasını geçerek dolaşan birileri... Sen merak edip bakınca dalga olmadan çıkıp çift yarık deneyi diye bilinen, nereden geçeceğini senin baktığın için parçacık gibi... Parçacık işte, bildiğin "Bu benim" pozuyla sana gülümseyen, hep gülümseyen... Denilince aklıma gelir: "Life is Beautiful" (Hayat Güzeldir) filminin arkasında asker dalga geçer gibi giderek, dalga geçerek oğlunun delikten bakışıyla son gördüğü, görmediği, hissettiği gülüşüyle bırakabilmek için duvarın ardındaki sonuna uygun adım, biraz da abartılı bir uygun adımla gidişi, gülümsemesi... Size bırakılmış silah sesleriyle bir son!
Sırf merak... Onu biraz anlatmak derdim. Meraklı olmanın hayatı nereden nereye taşıdığı; daha doğrusu belki nereden nereye taşınması gereken hayatı merak sayesinde "Bakın bu böyle gidiyor, bu da böyleymiş, biz, ben, şimdi hepimiz gördük, duyduk..."
Bunların içinde "Merak etmeyelim, bu böyle; o meraklandığınız şey öyle değil" demenin de kulak tıkayıcılığının olmadık bir yolda... Hem de "Biz böyleyiz, biz gideriz ormana, hey! Ormanı kesmeye, biçmeye... O yüz senede yapmış, biz bir günde yakarız, hey! Biz gideriz ormana" yürüyüşü... Şimdi nereden çıktı? Aynı kalkış, aynı, fark etmiyor! Doyduğunda yetecekten daha fazlası; hep bir doyma duygusunun yetersizliği, dengesizliği... Olmak istemediğin, hep olduğun obezite sende var olan, bizde var olan... Alıp gidemiyorsun, bırak yesin birileri, yiyemiyorsun. Biz gideriz ormana, hey!