Elimde Kitap
Tahta masaları sıraları ile oturulacak bir mekan bir kahve molası, biraz uzamış kimseler kalmamış köşe bir yerlerde bir adam oturuyor o kadar. Bir şeyler okumaya çalışıyor, gözlüğünü düzeltip kafasını kitaba…
Tahta masaları sıraları ile oturulacak bir mekan bir kahve molası, biraz uzamış kimseler kalmamış köşe bir yerlerde bir adam oturuyor o kadar. Bir şeyler okumaya çalışıyor, gözlüğünü düzeltip kafasını kitaba…
Kurtuluş savaşımızda küçük bir kasabada geçen olayları anlatır. Merak eden açar, alır okur. Hikayenin sonu biraz hazindir. Türk Ordusu girdiğinde Aliye öğretmen ölmüştür çoktan. Mahalle dedikodusu çıkartılıp katledilen Aliye öğretmen.…
Hava kapalı, düşündüğümden soğuk, yine de gittiğim yerlerde dışarıda oturmayı seviyorum. Yağmuru şöyle bir gördük bu sene, daha kar kapıdan girmedi. Dışarıda oturunca koyu sohbetlerin ortasında kalıyorsun. Masanın uzak köşesinde…
Eskilerden bir film. Gecenin ilerlemiş bir saati, ölümü bekleyen bir kadın, başucunda uykuyu yenmeye azimli uykusuz bir adam. Gecenin karanlığında karanlığı yenmeye çalışan lambaların aydınlatmaya çalıştığı bir oda. Kadın acı…
Jules Gabriel Verne Remzi Kitap Evi'nin üstü kırmızı bantlı kitaplarında tanımış ve sevmiştim onu. Hayal dünyamın henüz yeni yeni örüldüğü o günlerde en güzel en kırmızı tuğlaları o hediye etmişti…
hangi film Bir adam kalkıyor. Tineri kokluyor. O kafayla gidiyor. Bir kadını öldürüyor. Beş parasız. Ceketini satmaya çalışıyor. Satıyor veya satamıyor. Memleketine gidiyor. Oradan ülkeyi bir başından öteki başına denecek…
Televizyon siyah beyazdı. Haftada üç, sonradan dört gün yayın yapar olmuştu. Cumartesi gecelerine bir film koyarlardı. Casper'dan sonra en çok o film kuşağını severdim. Eski ama güzel filmler koyarlardı o…
Karlı kış günü bankta oturmuş bir adamın oturup anılarını derleyip topladığı bir görüntüyle biter film. Bir muhteşem müzik çalmaktadır fonda… Son cümleleri “Love means never having to say : You’re…
Çocukluğunuzla, gençliğinizin tam ortalarına denk gelen bir zaman da. Sizi 3 saat 40 dakika bir koltuğa bağlasalar. Kalkmadan orada oturtsalar. Hatta bunu bir kaç kez tekrarlasalar. Nasıl bir işkence değil…
Kütüphanenin raflarından bir kitap çekersiniz geceyarılarını çok geçmiş sabahın ışıkları perdenin aralığından girdi girecek zamanlarda. Okumak için ne seçtiğiniz o kadar da önemli değildir o anda. Biraz uykudan az önce…