İskenderiye Kütüphanesinden Yanlış Barkodlu Vagonlara

İskenderiye Kütüphanesinden Yanlış Barkodlu Vagonlara

Sen olmadığında nasıl oluyor da... Sen sadece sen var olduğun için okumak gibi seni sen eden bir bilgi; en doğrusu o olmayabilir, olsun! Baktığın yeri değiştiren; buradan bakınca böyle gözükse de bak, şuradan bakınca başka rengi, başka gölgesi... Başka döndürüverince başını başka bir yerin, başka bir dünyada sen bakınca hemen yerlerini bir solukta alan... Nasıl sen olmadan, sen bakmadan olmayacaklarını bilerek gözlerini kırpma! Kırpınca bir şeyler kaçıyor, o kırpışla başka şeyler geliyor.
  
Başucumda sen ol, sıkıntılarımı sen bil, sen beni anlarsın. Dil aynı dil... Ben söyledikten sonra sanki kelimelerin katarı değişiveriyor başka başka yerlere! Oysa bindirdiğimde ben onları, nereye gönderdiğimi biliyordum... Nerede makas atladı, nerede ne oldu da?
  
Sanki zamane savunması gibi: "Ben ne demiş olmalıyım?"ı demişliğime yapıştırma, yakıştırma!
  
Boş konuşan, konuşmayan yan baktılara gelmesin diye bakmayan biri için bile... "Bak bunu demiş, bak bunu da demiş zamanında" yerini almış, artık burada olmayan birileri hala bir şeyler diyebiliyorsa biri olarak laf etmeye devam... Kaldırsan yerinden sorsan, binlerce yıl önceden zaten kalmışlığı... Birkaç kelimelik, cümlelik tabletlerden bir kütüphanelik laf; hem de zamanında olmayanlar üstüne onca laf demiş!
  
Zar zor... Hani İskenderiye Kütüphanesi yanmasa ettikleri laflardan! Öyle dememiş olabilir, bir yerlerde rastlanmamış olabilir. Aynen derdi, ona ne yakışırdı! Bazı aynı şeylere hayatın bir yerinde, bu zamanda sana da... Sırf o yüzden başımda kal, ayrılma başucumdan! Sen benim ne dediğimi, ne zaman ne istediğimi ben konuşmasam bile... Diyeceğim; zaten konuşmadan söylenenler değil mi cıngarın büyüğü? Derdi, demiştirlerle bir yerlere, bir şeylere ulaşmak... Gitmeyen vagonları gitmeyecek katarlara bağlayıp bir yerlere doğru yola çıkarmak, vardırmak.
  
Geleceği yer burası değil; "Makine yanlış barkod okumuş" deme imkanı da yok!
  
Kırpma gözünü! Tam bakarken kapattığında bir şeyler gidiyor, bir şeyler geliyor yerlerine, bir şeyler oluyor... Sonra kedi devreye giriyor: "Ben yapmadım kedi, ben demedim kedi!"
  
Her şeyi kedi yedi! Kedi kaç kilo, yenen kaç kilo? Yenen o kadarsa kedi nerede, kedi buradaysa yediği nerede? Gökten üç elma düştü; hepsi biliyorsunuz, bilmelisiniz, bilirdiniz... Hepsi üstelik!

Bu yazıyı paylaş

Facebook X Threads LinkedIn
#Genel