İçindeki Karanlıkla Yüzleşen Ruhun İtirafı

Şiddeti, hele işkenceyi hiç sevmem. O kadar uzağım böyle şeylerden, düşünmesi bile abes gelir... Di! Yakaladım kendimi... Artık çözüm bulamadığım, elimden bir şeylerin gelmediğini hissetmiş olmalıyım; bir yılgınlık, bir yorulmuşluk... Beynim ben istemeden bir şeylerin intikamı... Ki intikam da uzak olduğum, olmaya çalıştığım bir duygu! Nasıl bir hırs, bir yetmezlik duygusu olmuş bende? Yakalıyorum kendimi; bir şeyleri, birilerini hem de nasıl canavarca hislerle... Nasıl hayalime, aklıma giriyorsa, nasıl ediliyorsa duyduğum, iğrendiğim, anlatılması bile yürek burkacak... Nasıl yapıyorsam? Nereden çıktı bu? Yapay zeka bir yerlerime kaçıp beni, beynimi, beynimin bir kısmını ele geçirip yapmak istemediğim, yine de yapmayı düşününce, yapmayı hayal edince bile zevk almasam bile içime su serpen bir duygu... "Elime geçirsem" kelimesi bile nasıl bir serinlikli!
Nasıl hiçbir psikiyatrist tedavi edebildiği bir hasta olup olmaması konusunda bir şeyler diyemiyorsa... "Ben bunu, bu adamı, bu insanı iyileştirdim" diyemiyorsa... Hep bir soru işareti kafasında! "Ben bunu yaptım, iyi yaptım, öyle yaptım, düzgün yaptım"lara sığınıp oralarda oyalanıyorsa... "Ben yaptım, doğru yaptım, öyle biliyordum, ondan yaptım..." Tutduysa iyi olmuştur, tutmadıysa onu ben bilemem! Altında bir şeyler kalıp, bir şeyler yeniden doğup, bir şeyler zamanı bekliyorsa... Kuşkusu hep varsa; her hastasında olmasa bile iyileştirme konusunda olasılıklar üzerinden size, bana ve kendine savunuyorsa... Özellikle kendine yapıyorsa... Televizyonu hep bir korkuyla, "Acaba benim hastalarımdan biri mi?" sorgusuyla elinde kumandası, bir çırpıda kapatacak tutuyorsa haber saatlerinde... Hali size nasıl görünürse, görünüyorsa.
Beynimin o benim kontrolüm dışında bana zevk vermese bile bir rahatlama... Yarış sonu ne olduysa oldu, "Geçti" rahatlığı veriyorsa bana... "Nerelere gidiyorum?" sorgusu bir yerlerden kulağıma, içeriden bir yerlerden geliyorsa...
Hayatın beni buralara kadar sıkıştırması... Bir sıkışıklık, bir kıstırılmışlık... Bir o kadar küçülmüş, iki büklüm bir halde üstüme gelinmesi devam ediyorsa... En hırçın hale daha geçmeden kıstırılmayı, kıstırmayı zevkle başkalarına... Onlar da kıstırılmışlıklarımızdan zevk alan, haz duyanlar, göstere göstere, biraz daha, biraz daha tezahüratla...
Her neyse, bu hale nasıl geldim farkında değilim. Diyeceğim; şairin dediği gibi olsa gerek: Suçun çoğu bende kardeşim, suçun büyüğü bende.