Beyinle Dil Arasındaki Kırmızı Işık

Beyinle Dil Arasındaki Kırmızı Işık

Hayatın bir yerinde dilin pek öteye geçmek istemediği, beyinle dil arasında bir konsensüs, bir birliktelik olur. Bir şeyler dilinin ucuna bile gelmez; gelir gibi olur, gelmez. Söylenmemişlikler oluşur, olur... Söylenememişlikler değil, söylenmemişlikler!
  
Neredeyse hepiniz, hepimiz "Issız Adam" filmini seyretmişsinizdir, seyretmişizdir. Filmin neredeyse tamamı yaşanmış, yaşanır... Hayatımızın bir döneminde bizim de, bizim tanıdıklarımızın da başından geçmiş, geçiyor, geçecek bir olaydır, dönemdir. Issız Adam filmini "Issız Adam" yapan; son karşılaşmada söylenmemişliklerin bir altyazıyla ortaya çıkartılmasıdır. "Ne ve nasıl?" derseniz; öyle bir durumu, hayatı içinizde bir yerlerde hemen hatırlamışsınızdır. Aşk, meşk, ilişki şöyle böyle değil; içinizde bir yerlerde bir monolog olarak... Genelde altyazıyı göremeyince diyalog demek zor; bir monolog olarak söylemek, dillendirmek istemediğiniz... İçinizden gelen, dilinize ulaşmadan beyinden bir kırmızı ışık: "Dur, deme, söyleme, sende kalsın!" Bir akıllılık örneği, zeka değil; gerek yok bunlara buralarda! Anlatılan, anlattığın ne olabilir? Pişmanlık diz boyu olsa sen ne olacak, sana ne faydası? Görmek istediğin belki bir pişmanlık mı? Durumunu bilmeyen birine Issız Adam'da olduğu için bir pişmanlık takılmışlığıyla anlatıyorum değil... Beklenti bile olmayan duygular ortalık yere sadece sen öyle söyledin diye; hani "yüzüne vurmak" gibi denilir ya, yüzüne vursaydın... Şiddet anlamlı değil elbet!
  
O kadar hayatın o kadar yerinde birine, birilerine o kadar söylenmemişlikler biriktirmiş içimize atmışlığımız, içimize atıyor oluşumuz...
  
Sonra yat koltuğa, anlat bakalım çocukluğunda... Koltuk kırmızı, kırmızı mı olmalı? Hiç kırmızı koltuğa uzanmadım, gittiklerim kırmızı koltuk değildi; renkler değişikti.
  
Olsun, bir zamanlar eski zamanlarda bir program bile vardı diye hatırlıyorum. Orada söylenmemişlikler zaten söylenmezdi; söylenmediği için söyleniyor, söylenecek gibi yapılıyor olduğu için adı öyleydi diye düşünmüşlüğüm vardır.
  
Hadi sizi biraz yalnız bırakayım. Alın çayınızı elinize, kafanızı dik tutun; sanki ileri bakar gibi toplayın söylenmemişliklerinizi, hiçbir duyguya dokunmadan düşünün.

Bu yazıyı paylaş

Facebook X Threads LinkedIn
#Yaşam