Atacama Çölü ve Paranal Gözlemevi

Çok olmadı; birkaç ay öncesinde bir şeyler karıştırırken bilgisayarda, büyük bir ihtimal gökyüzü filan, bir yerlere parçacık filan, belki nötrino, ilgisiz başka bir şeyler ararken Atacama Çölü ile ilgili bir şeyleri de karıştırıyordum. İhtimal bir belgesel film parçasıyla karşılaştım. Hakikaten belgesel; aileye yakalanmış çocuk savunması değil, bildiğiniz belgesel! Dünyanın en kurak çölüydü ve burada bir başka kuraklık var: Işık kuraklığı... Dünyanın en karanlık yeri. Orada Avrupa Uzay Ajansı'nın (ESO) bir gözlemevi var; Paranal. Bu karanlık, en karanlık yerden gökyüzü eksiksiz görülüyor olmalıydı; öyle olduğundan orada bakıyorlardı gökyüzüne.
Birkaç ay öncesinde birilerinin başka şeyler aradıklarıyla ilgili bir şey daha o belgesel fragmanında vardı: Pinochet döneminde kaybolan insanların kemiklerini arıyorlardı. "Missing" filmini birkaç kez seyretmiş biri olarak merakımı alevlendirmiş... Nedir, ne değildir araştırıp, "Niye karşılaşmadık, onca film yapmış biri; büyük bir ihtimal belgesellerinden bir dolu parçayı, belki bir yerlerde filmlerini bile seyretmiş olabilirim," diyerek Guzmán, Patricio Guzmán Lozanes ismine takılıp biraz hani bildik aramalarla kim ve ne olduğu konusunda fikir sahibi oldum. Biraz yeni tanışmışlıkla ilgimi biraz yakın bulmuşluğum da olmadı değil adamı.
Sabah bu ilgimin üstünden az zaman geçmesine rağmen aklımda kalmışlığıyla bir yerlerde 15 Eylül 2026 günü öldüğünü, kalp rahatsızlığından Paris'te öldüğünü öğrendim.
Yeni tanışmıştık daha! Yeni seninle ilgili bir şeyleri karıştırıyordum, bir şeyleri öğrenmeye, neler yaptığını görmeye, öğrenmeye çalışıyordum. Evet, seni öğrenmekte, bilmekte, tanışamamakta bir eksikliğim var. Biraz daha hani, 85 değil de biraz daha hani... Ben seni biraz daha sindire sindire araştırıp yaşayıp; her şeyini olmasa bile bir şeylerini seyredip sindirip (genelde sindirmem, birkaç kere seyredip gözden kaçırılmışlıkları yakalama hali büyük zevk verir) yaşasaydı...
Bunlar niye? 1941 yılında Santiago, Şili'de doğmuş Guzmán. Yönetmen... Şili'nin başına gelebilecek, gelen her şeyi iyisiyle kötüsüyle yaşamış, anlatmış biri. İşin güzel tarafı bunları bir hikaye olarak değil, bir belgesel olarak anlatmış. Belgesel denilince biraz duruyor insan. Tarafı olmaz mı belgeselin? Olur elbet; yalanı çok olmaz, gerçektir, zamanında yaşanmışlıklardır, tarih değildir elbet... Tutar tarafı fazladır; burada bu derken gerçek vardır, büyük olması ondandır. İstenmeyen biri olarak ülkesini terk edip Fransa'da ölmüş. Şili Kültür Bakanı Santiago'da anma töreninde yerini almış. Senaryo, belgesel konularında ödülleri var; Berlin, Cannes Film Festivallerinde çok sayıda, çok ödülü var.
"Işığa Özlem", "İnci Düğme", "Düşler Sıradağları" üçlemesi Pinochet dönemini anlatıyor. "İlk Yıl" filmi ise Allende dönemini...
Yüzlerce ülkede, yüzlerce ödül festivallerde belgesel olarak hem de...
Şili'nin hafızasıymış. İdi demek... "Yeni tanışmıştık" diyemem. Şili'nin hafızası olarak o Atacama Çölü'nün aranan ışıklarından biri olmuş Paranal Gözlemevi'nde bir yıldız kaymış olmalı.