Bize Poz Veren Beyin ve Yapay Zeka

Bizim dışımızda hiçbir şey var değil... Adamlar yıllardır söylüyorlar, yine de "Yok canım, olmaz"dayız, olmazdayım. Nobel bile verdiler adamlara fizik dalında! Öyle bir yapı var ki; bir taraftan hiçbir şey bizi var etmiyor, yokuz biz... Varız, tamam; biz dediğimiz biz değiliz, siz siz değilsiniz, sen sen değilsin aslında. Bir de hemen her üzerinde bulunan her şey bir başka şeyin dolanığı; o ne yaparsa burada ondan etkileniyor, durmaca da yok!
Dolanıklığı anlatabilmek... Hem de "Işıktan hızlı hiçbir şey yok" derken milyarlarca ışık yılı ötesinden sende olan, senin bir parçandaki bir parçacığın ne yana döndüğünü oradaki parçacığın bildiğini... Daha da ötesi, o ne yana dönmek isterse sendeki parçacığın ona göre döndüğünü...
Parçacık dediğimiz varlığın aslında dalga olduğunu; bunu biz öğrenmeyelim diye her baktığımızda parçacık kılığına girdiğini... Hadi bu beyin diye baktığımız, tomografide beyin diye poz veren; biz kullanırken ara sıra beyin, ara sıra dalga olan, bizle dalga geçen... Biz nereye bakarsak ne göreceksek, ne görmemiz gerekiyorsa onu gördüğümüz... Onun da bizim görüp fark ettiğimiz milyonlarcasından bir kısmı olduğu... Onun ötesinin bizim beş duyuyla (ve hadi hisleri filan da katın, on on beş diyelim) algı algıçlarımızın yetmediği, küçük, az, cücük kaldığı artık ortada.
Düğünde ne çalınırsa çalınsın oynamak isteyen oyununu oynar, kurtları dökülünceye kadar! Aynen öyle... "Yok efendim bu böyle olsun, bu böyle olacak, kuralı bu, yolu bu yordamı bu," diretmeleriyle, karşı çıkışlarımızla, direnmelerimizle sadece kendi kimyamıza, fiziğimize... O da var; biz varsak o da olacak. Bu beyin onu da var ediyorsa, yaşamak sadece bir kere ise, her seferinde bir başka yerden bakmak için bir şeyler dolduruyorsak aklımıza, o da olacak! Biz yokken vardı büyük ihtimal; "Yapay zeka bize az bir şey yükleyip 'Sen bununla idare et, yeri gelince çiçeğini aç, besle büyüt, yeri gelince ben meyveyi toplarım' olmasın sakın?" diye de az düşünmüyor değilim.