Bir El Dokunmadıkça Değerini Bulamayan O Hayatlar

Bir El Dokunmadıkça Değerini Bulamayan O Hayatlar

Hiçbir şey... "Terazi Kuralı" diye bir ad verelim. Hiçbir şey, "Işık hızına ulaşamaz" diyeceğim zannediliyor; hiçbir şey bir kaldıraç desteği olmazsa çevremde, yaşadığım ortamda, memleketimde, ülkemde, var olduğum yerde değerine ulaşamaz, ederini bulamaz! Başka yerlerde, başka ortamlarda olur mu? Oralarda "Olmaz" diyemeyiz, buralarda olmaz! Basit bir terazi kuralı vardır: Terazinin kefesine dokunmadan terazi terazi olmaz, terazi olarak kullanılamaz. Uzun yılların deneyimidir bu... İlkokulun, okuduğunuz ilkokulun okul birincisi olan, olduğunu bildiğiniz (ilan edilmemiş olsa bile "Şudur" dediğiniz) arkadaşınız, komşunuz, okuldaşınız şimdi nerede? Sizin okuldan birileri bir yerlere geldi mi? Gelenler ne kadar başarılıydı? Test kendinizde! Başarılı birinin seneler sonra bir yerlere gelip bir şeylere sahip... Maddi değil, sadece maddi değerlendirmeyin.
  
Çıkabileceği en yüksek nokta neresiyse çıkmaması için bir el, bir dokunuş... Kefeye "Çıkmaz" dediğinize bir el dokununca bir yerlere... Hop!
  
Hayatının ne kadar kolay olduğunu düşündüğünüz kişilerin zor hayatlarını, zor diye düşündüklerinizin kolay hayatlarının hikayelerini biliriz.
  
Terazi el dokunulmadığında hizmet etmeyen bir varlık, bir yapı olarak bir köşede durur. Pazarda, markette, manavda, kasapta terazi doğru tartarsa, tartılan her ne ise onda bir şeyler vardır! Dürüstlük bir elzem olmaktan çoktan çıkmış; çıkmadığı yerlerde süklüm büklüm bir köşeye atılmış haldedir.
  
Bakmayın şimdilerde bu yazılanlara, çizilenlere... İtiraz edecek birileri hep vardır, olacaktır; onlar terazinin dokunanı, dokunulanı... Kefenin altında ağırlık; peynirde su, pirinçte taştır!
  
"Siyaset" diyeniniz olabilir; değil! Yüzlerce yıllık bir yerleşmiş gelenek, görenektir bu anlattığım. Şimdilerde olmuş, oluşmuş bir şey değil. Terazi aynı terazi... Kafası uçsa da eli kesilse de yanacağını, kavrulacağını bilse de... Kalem, kağıt olmadan bile vardı, bizle yaşadı. Bizden sonra daha yüzlerce nesil gidecek bir gelenek!
  
Hep anlatılır, hep şaşırırız. Hep şaşırılacak şeyler olur, hep şaşılacak şeylere harman olur, karışırız. "Biz olmadan olmaz, terazi bizim, biz biliriz terazinin ne yaptığını, bize yapmaz" diyerek hep varız.
  
Neden mi yazdım?
  
Daha çok yazacağım... Terli terli su içilmez, yine öksürürsün öyle!

Bu yazıyı paylaş

Facebook X Threads LinkedIn
#Yaşam