
Yazı treni; kolayından her gün bir başka açıdan, bir başka yerden bakarak, kendini defalarca tekrar ederek, sıkarak, belki bıktırarak… Olmasa bile bir yerlere çomak demeyelim, kürdan diyelim; “Daha dirençsiz, daha korkak sayın,” öyle bir şeyler yapmak gayretiyle yola çıkıyor. “Haydi hop kalkıp sonra nereye, nasıl?” dendiğinde; yapanlar gibi bir sandalye çekip “Nereye?” sorusunu daha da sesli tekrar ederek… Gidilecek yerin ne olduğu konusunda bir şeyler söylenebilse bile gidilecek yol konusunda… Her yol en sonunda tek kişinin bile zor yürüyeceği bir patikaya ulaşıp oralarda dolanmak olacağından belki de…
Fikir vagon vagon önünden geçerken, her gün birine atlayarak; o gün onu, o vagonu… Icığı cıcığı değil, göze denk gelenleri anlatarak bir şeyler yapmaya bir gayret.
Kadının başındaki şapka sert rüzgardan uçuverdi. Kadın şapkasına bir hamle yapmak için elindeki tekerlekli alışveriş sepetini bıraktı. Sepet döndü, devrildi; bir şangırtı koptu. İçindeki bir şeyler kırılmıştı. Şapka toz içinde yakalanmıştı. Bir şeylerin ters gitmesi, bazen bir rüzgarla başlayıp bitiyor olmalı.
İnancı çok taşıyan biri olmasam bile gerekçelendirmesi kuvvetli bir bedduanın da tuttuğuna inanırım. Gerekçesi kuvvetli olacak.
Dünya Kupası bitti bitecek; bir espri çok hoşuma gitti, buradan tekrarlayacağım: “İspanya ile oynuyorsan sen de topunu getirmelisin, topu vermiyorlar.” Voleybol bildiğimiz gibi; göz ucuyla bakılıyor olsa da az şey yapmıyorlar, yapmadılar. Bisiklette Pogačar (Tadej) bildiğimiz kazanıyor diye ıslıklanıp protesto ediliyor, epeydir olmayan şeylerden… Dünya yine dönüyor olmalı, farkında değiliz.
Yazı treni kolayından, bu bir başka yerden bakma telaşıyla hep böyle yola çıkarken…
