Üst Üste Dizilen Dalya Taşları ve Hayatın Retroları

dalya-sokak-oyunu

Dalya oynadıysanız çocukluğunuzda (başka yerlerde nasıl, bilemem) taşları, mermerleri veya kiremit parçalarını üst üste dizerdiniz. Kötü zamanların kötü haberleri bir bir üst üste gelir. İlla sizi bunaltacak, “Oh!” diyecek bir zamanınız olmasın sıkıştırması sanki… O sıralar sığınılacak hiçbir yer, durum göremezsiniz; aklınıza gelmez, önünüze çıkmaz. Yıldız fallarında hani, “Bilmem ne gezegeninin retrosu,” diye anlatılan bir durumdur sanki. Öyle geri geri gidecek, sonra bir anda dönecek, her şey düzelecek, hatta daha iyisi olacak…

Tam o sıralar umuda sarılırsınız; “Dayan,” dersiniz, “Bu da geçer.” Zorlanırsınız; arkanıza, yanınıza bir tutunacak yer, adam, bir şey aranırsınız. Bir nefes, size bir an, bir soluk fazla aldıracak… Bir alevlerin ortasında serinlik, sıcakta esecek esen bir rüzgar…

Bir yerlerden aradığın gibi olmasa bile bir esinti gelir; bir şeyler düzelecektir. Her şey eskisi kadar olmasa bile yoluna girecek, yolunda gidecektir. Sarılırsın umudun yenebilir hallerinde dişine ne uygun gelirse… “Hadi aslanım, sen yenersin, sen başarırsın!” Hani bildiğin iki çelme, bir künde… Onlara denk getireceğine inanırsın. Bir gayret yeni baştan başlar gibi denk getirirsin çoğu zaman, nefesin yettiğince.

Bazı zamanlar her şey üst üste gelir; iyinin de üst üstte geldiği, denk geldiği zamanlar da olur, vardır. Hep önünde kalır, gelecektir.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir