İzmlerin Kıskacında Birey ve Toplum

İzmlerin Kıskacında Birey ve Toplum

Bugün bir başka yerden bakalım bireye, izmler tarafından… Hani “Bize dokanmayan bin yaşasın,” halinde; tavuk pisliği gibi el süremediğimiz, sürmek istemediğimiz yerden. Bireyleri toplum olarak ele almak, tanımak için bir başka yerden bakabilmeyi sağlar.

Kapitalizm hep satar, satıcıdır, satmakla uğraşır; alırken bile satar, onun saati öyle kurulmuştur. Birey olarak şimdi etrafınıza bir bakın; yok, öyle zengin kapitalist olarak düşünmeyin. Etrafınızda; “Ne aldın, kaça aldın, kimden aldın, daha ucuza alınırdı, bunu buna sattım, daha etmezdi, bu alınır bu satılır,” fikrinde yaşayan komşunuz, akrabanız, yakınınız, eşiniz, çocuğunuz bile… Bir bakın.

Emperyalizm el koyma, elde etme kurgusundadır. Kime anlatıyorum; hepimiz yaşarken karşılaşmışızdır. “Bizim tarlaya dayımın oğlu, dedemin arsaya amcam, halam şuraya, teyzem düdüklüye…” aldı gitti, vermedi. Lafı uzatmadan tanışırız hepsiyle; kaynağı toplumlara mal etmeden, insanoğlunda var olup, yeşerip sonra aklın topluma var etmesidir olan.

Demokrasi, kısa boylu olanların alçak kapı isteyerek uzun boylulara geçişi zorlaştırma isteğidir. Üretmek sosyal bir yoldur; üretmek ne kapitalizmde ne emperyalizmde vardır. “Beraber üretip beraber yiyelim,” insanoğlunun hiç istemediği, gücünün yetmeyeceğini de fark ettiği, “Hiç olmazsa aç kalmayız,” kader birliğine, nirvanaya kısa yoldan ulaşmış olmasıdır.

Dünya var olmuştur. Nasıl, ne yapacağının sana bırakılmış olması; senin hepsini tüketip “Daha da ver,” el açmasına ulaşmasını, görülmesini istenmesi olamaz, zaten değildir. Felsefeye karşıt olmak tam da bunun, bu kafayla “Hadi böyle daha kolay,”cılığıdır.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir