Eksiklik Böyle Bir Şeymiş Meğer

eksik-olmak

Elinde bir eksiklik var uzun zamandır. Vazgeçilmişlerden oluşan bir demet gibi, yokluğu hissedilen bir şey. Bu eksiklik yalnızca senin tercihin değil. Sensizliği seçmiş olanların da payı var. Eksik dediğin şey, aslında herkesin elinde başka başka şekillerde duruyor.

Cümleler bu kadar eğri büğrü olmamalı diyenler çıkar. Düzeltelim, öyle var edelim derler. Ama eğip büktükleri her şeyin sonunda, geriye sadece “ben öyle demek istemedim” savunması kalır. Karar verenin ağzına bakarak, “neyse o da bizden” diyerek aynı kafa kıvamında yürünmüş yollar vardır.

Var olmayı hiçbir kurala, sınıra bağlı olmamak gibi bir özgürlük sanıp, sonrasında var olan her şeyi “bu böyle olsa daha iyi olurdu” diyerek yeniden şekillendirme çabası da buradan çıkar. “Ben dedim oldu, ben yaptım oldu” zorlamasıyla, en doğruyu ve en iyiyi temsil ettiğini iddia eden bir yürüyüş başlar. Göze sokularak, yüksek sesle ve tartışmasız.

Nedenine gelince…

“Mütevazılığı çok sürdürme, gerçek sanılır” diyen bir dostun öğüdü kulağın bir köşesinde dursun. Bir yandan da “çıkıntılık yapmayayım, diğerleri yaparsa ben de dalarım” içgüdüsü vardır. Kaybedeceği çok olanlar durur, bakar, seyreder. Ve çoğu şey tam da bu yüzden kaybedilir.

Belki de geri dönülmez sanılan sonlara böyle yaklaşılır. Yıllar sonra, “bak burada bu olmuştu” diyerek hataları yeniden toplayıp, bölüp, çarpıp bir anlatı kurulur. Savunulması güç olsa bile, savunulmadan da “olmuş işte” denilerek kabullenilir ve kapatılır. Bazı hikâyeler ancak böyle kapanır.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir