Zaman Durduğunda Kelimeler de Durur mu?

zaman-ve-yazi

Öyle çok değil; zaman birdenbire durdu. Kalem, affedersiniz, adeta kabızlığa girdi. Ara sıra yazıyorum, başka başka şeyler dökülüyor kâğıda ama bir türlü demek istediğime varamıyor. Yazdıklarım bende kalıyor; manav kasasında pörsümüş bir domates gibi, ortaya çıkacak hâli yok. Bana bile zevk vermiyor artık. Oysa söylenecek, yazılacak ne çok şey vardı.

Geride kaldı hepsi. Toza toprağa karışmış gibi, hafızanın raflarına kaldırıldı istemeden. Çok birikmişti; çoğu tozlanmış raflarda duruyor şimdi. Belki bir daha hiç açılmayacaklar. Orada öylece kalacaklarının arasına yenileri eklendi, zaman geçti. Bir sohbet masasında akla gelip sırası şaşmış hâlde dudaklara uğrayanlar, belki ertesi gün kalemin ucuna düşecek bir damla, bir nokta olarak kalacak. Kara trene eklenmiş yeni vagonlar gibi; bir toplamın içinde, bir isyanın kenarında, bir bağırtının ya da soluksuz kalmış nefeslerin arasında…

Kimle, nasıl biriktirildiyse artık.

Elbette bunun bir müshil almışçasına cıvıklığı da olacak. Olur. Artık onu hoşgörüye sığınıp bir “eyvallah”a bırakacağız.

Ne diyelim; MERHABA yeniden.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir