Joan Baez'ın Gırtlağına Henüz Hüzün Binmediği O Günler

Çok eskiler... Duyabilirseniz sesleri taşıdığı ne varsa içinde sesler taşır. Eski anılarınızın seslerinde de bir başkalık vardır, bulamazsınız... Başkalığı bulduğumu sanmıyorum ben de.
Bob Dylan ve Joan Baez 1963 Newport Folk Festivali'ni dinliyorum. Ararsanız bulursunuz, seviyorsanız onları güzel bir dinleme olabilir sizin için. Sesler aynı gibi gelebilir; sonra benim işaret ettiğim yere bir bakın, Joan Baez'ın sesine bir bakın! Genç tabii ve daha hüzün binmemiş gırtlağına... Berrak bir ses, sakin yolunda akan bir su sesi gibi.
Sonralarında başka bir şarkılarına, konserlerine ulaşın... Bir taşa takılmışlık seste, bir hüzün girmiş yaşantısına... Bir durgun akan suya bir çığıltı, bir şırıltı olmayan o gün!
Size de olur mu? Bir zamanlar yaptığınız kayıtlar... Tamam, teknolojisi o zamanın... Konuşursunuz; size sizin olmayan bir ses gibi olur mu?
"Gençtik o zamanlar, kayıtlar kötüydü onun için" filan, ne kadar savunma varsa hepsi kabul!
Yaşadıklarınız sesinize dokunmuş olamaz, değil mi?
Sadece Bob Dylan ve Joan Baez olarak bakmayın; tanıdığınız sanatçılara bakın, seste bir başkalık hissediyor musunuz? "Dişlerini yaptırmıştı, dudaklarını böyle böyle yaptırmıştı" filan... Değişikliklere onca yaşanmışlıkların tadı gelmiş olmalı! Aklınıza gelince bakın, dikkatli bakınca siz de fark edeceksiniz.
Yılların size ne yaptığını, hesabını nasıl bir adisyonla önünüze koyduğunu... Elinize almak bile istemediğiniz bir hesaplaşma! Görmeden, kontrol bile etmeden kredi kartıyla ödenebiliyorsa daha da iyi.
"Hadi hadi, yine nerelerden ne çıkardın" dediğiniz zamanlardayız.