Gökyüzünden Ekonomiye Aynı Hikaye

Gökyüzünden Ekonomiye Aynı Hikaye

Bilmediğim pek çok konuda ahkâm kesmişliğim vardır. Ekonomide “salla gitsin”e yatkın bir tarafım olduğu için belki de az konuşmuşluğumuz olmuştur. “Nereye gidiyoruz” falcılığı ise her zaman tutar. Falcılık demişken, yapılacak işler arasında belki de en önemlisi kafayı kaldırıp gökyüzüne bakmaktır.

Gökyüzüne bakınca ne olur? Yıldız haritaları çıkar, buradan buraya, oradan şuraya bağlanan çizgiler belirir. Biraz fantazi, biraz da insanın anlamlandırma çabası. Ama işin özü başka bir yerde durur.

Uzaya baktığımızda her galaksinin, her şeyin, şişen bir balonun üzerindeki sinekler gibi konumlandığını görürüz. Balon şiştikçe, ki şiştiği açıkça görülüyor, bu noktalar birbirlerinden hızla uzaklaşır. Bunun anlamı şudur: Ortada bir balon vardır ve bu balon en başından beri şişmektedir.

Aynı durumun ekonomi falında bir karşılığı var mı? Bana göre var, en azından bizim bulunduğumuz yerden dünyaya bakınca. Dünyadan baktığımızda, şu an ne değerliyse, değerli denilen ne varsa, galaksi gibi ışığı güçlü olan her şey etrafına zaten bir dolu şeyi toplamış durumda. Yüzlerce, binlerce güneş sistemini peşine takmış, yoluna çıkan ne varsa süpürerek ilerleyen bir yapıdan söz ediyoruz. Adını anmaya, “sen demiştin”e girmeye gerek yok. Hepsi yükselecek.

Biz buradan bakarken, “biz” derken sadece ben ya da siz değil, her milletten çalışan, üreten ama balonu yalnızca seyredenleri kastediyorum. Biz bakarken, balonun içinde olan ve yükselen onca şeye karşılık, bugün ucuz sandığımız, kullandığımız, eriştiğimiz şeyleri yarın daha pahalıya elde etmeye başlayacağız.

“Hep böyleydi zaten” demek çok mantıklı değil. Bu defa durum biraz daha belirleyici. Çünkü balon çok hızlı şişti ve hâlâ şişiyor.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir