Tezgahtan Sepete Yanlış Konan Hayatlar

Senin tezgahta gösterdiğinin eve gelince sepetinden çıkmaması bir yanlışlığın değil; sana hazırlanmış bir tuzağın, komplonun orada var olması, hep var olması... İyisi, kötüsü fark etmez; senin istediğinin sana verilmemesi, senin istediğinin senin sepetinde olmaması, senin sepetine konmaması... Hayatın içinde hep var olan, senle isteklerin arasında bir duvar olması, oluşturulması, oldurulması... Zor olanı: Hep bir kırılganlık, güvensizlik duygusunun senin içinde oturması, taht kurması, onunla yaşar halde kendini bulman.
Hayatın belki kendisi senin sepetinde yok! İstediğin hayat senin sepetine hiç konmadı, hiç gösteremedin bile, tezgahtan seçemedin bile. Bütün tartışmalar, bütün psikoloji, felsefe, ekonomi bunun böyle olmadığını sana kanıtlamak için varlar. Sen bir türlü inanamıyorsun. "Benim istediğim bu değil" demene inanmamalarına; "Buydu, tezgahta bu vardı, bu çürüğü çarığı sen bilerek aldın, sepete konmasını sen istedin, sen seçtin" dedikleri... "Bu yat kanepeye, git ta gerilere, ta emeklemene kadar... Demedik mama sandalyesini de geç, anlat bakalım! Hem sen daha mama yerken püskürtmüyor muydun mamayı daha o zamanlarda bile? Hem seçip hem itiraz... Bak, bu anarşizmin tanımında var, oradan diklenmeye başlamışsın! Sonraları bir aralar tam hıncın duruldu denildiği bir anda önüne konan hayatı bir lokma alıp 'Bu değil' diye yine aynı terane! Sende bir şeyler var; seçiyorsun, sonra 'Bu değildi' diye isyan, hep aynı şey! Kokladığın torbaları burnuna takıyoruz, 'Bu benim kokladığım değil' diye bas bas bağırıyorsun!"
Artık çok olmaya başladın! Ne dediğini bilmez halde, sonuna neredeyse gelmişken bir de "Sen kimsin?" ayaklarına gireceksin, çekilmez oluyorsun. Vazgeç efendi efendi! Önüne ne konuyorsa tamam... Biraz istediğin gibi olmuyor; az tuzlu, acıyı sevmezsin biraz acı... Sen istedin diye küçük küçük doğradık bak lokmalarını, ne veriliyorsa tıkın artık! Bir de itiraz etme yahu, sen seçtin, şimdi neyin itirazı? Ağzında tutma, yut lokmanı, geliyor ha!
"Ne geliyorsa gelsin" denilecek bir durum... Elde kalanı hayatın, bu kadar huzursuzluk olmasın; sus, yut lokmayı, üstüne su iç, "Şükür" de! Elde kalanı bir de uğraştırma kimseyi.
Masal dedik ya; onlar ermiş muradına, biz yatalım teneşire. Öyle değildi, kerevetti filandı; yine sepete yanlış konmuş olmalı.