En Güvenilen Yerden Sızan Koca İhanetler

tarih-ve-ihanetler

Tarih her şeyi yazar, kayda alır; alınmış olanları anlatır. Anlatırken biraz, bir yerlere bakmamızı istemez. Zaferler vardır; zaferleri ballandıra ballandıra yazmışlar, anlatmışlardır. Tarih onları ballandıra ballandıra aktarır. Bize göstermedikleri, anlatmadıkları; zamanı yazanların da “Bu önemli, değerli değil, buradan pek bakmayın,” dedikleri, kaydını zor tuttukları, satır aralarına sıkıştırılmış… Sonraları meraklısı, araştırmacısı ortaya çıkardığında pek yüz verilmeyeni… Zaferlerin altında yatan ihanetlerdir.

Hem de tam en güvenilir yerde duran, en güvenilir olduğu düşünülen… Sağlam dursa belki zafer olmayacak olan, yaptırmayacak olanın yaptığı, yaptıkları ihanetlerdir.

Sayınca çok olduğundan “Bak şu, bak bu,” diyerek başka bir tartışmanın ne çok bileniyim, ne tarihçiyim, ne bu konunun araştırmacısıyım; tarafı değilim. O yüzden ihanet kısmının nasıl, nerelerde olduğunu onlara bırakıyorum. Sadece zaferlerin altında (hele büyüklerinin altında) koca koca ihanetler vardır; yazılmıştır, okunmuştur.

Sadece savaşların kaderlerinde yoktur ihanet; karı koca olayında da olsa bana pek laf düşmez, araya girmem. Dostluklar, topluluklar, yer edinmeler, bir yerlere uzanmalar, uzanamamalar, bir yerleri ele geçirmeler, oralara gidememeler… Neredeyse hayatın en basitinden, yol yürünen her yerde ihanet yolları başka başka taraflara, yönlere taşımıştır, taşımaktadır, taşır. Hayatın hep bir güvenilemeyen taşlardan yürünen, taşlardan bir yolu olması… Hep bir (hem de en ihtiyaç duyulan yerde, duyulacak yerde) basılan, üstünde durulacak taşın, başka birine hizmet etmek gayesi olmadığı söylense bile “Ben yokum,” diyerek ayak altından yok olması, kaçması…

Nereden bakıyor olmamız? Tarihte bile varken, bizim ortamımızda da olmalı. İleride yaşadıklarımıza “tarih” diyeceğimiz, aklımızın bir yerinde hep var.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir