Yalnızlaştırılan ve Dışlanan İnsanın Masalı

Ne güzel bir şeydir "Dün" dediğimiz; artık dediğimiz değildir. Vazgeçilmiş bir söylemdir.
Das Kapital'de söylenen sömürü, emeğin sömürülmesi şekil olarak değişmiştir. İnsanın sömürülmesi: Yalnızlık, ayrı tutulma, ihmal edilme, dışlanmadır. Topluluk hayatının sınırlarına gelenler, hayatları tükenenlerdir sömürünün en etkin olduğu yerler... Önlem almayarak, görmeyerek, hiç sayarak, yok sayarak, bir yerlere koymayarak, sığdırmayarak, sığındırmayarak... Çokluk onlarda olduğundan çentik çentik, sayılamayacak kadar sömürülürler; sinek gibi çorbaya konmuş sinekler gibi... Farkında olmadan, fark edilmeden, lime lime yok edilerek... Adına nasıl bir parlak isim konulursa ondan, o taraftan olanların semirdiği bir düzen kurulur.
"Atomlar ağırlıklarından düşüyor" diyen Demokritos, atomların tek tek hareket ettiklerini, izledikleri yoldan birdenbire sapabileceklerini de söylemişti. Yani şimdinin diliyle söyleyince algı bir sapmaya sebep olmaktadır. Sapma kötü anlamıyla değil; gidilen yoldan vazgeçme, gidilen şekilde gitmeme olarak... Yani istemediğiniz şeyi alma, istemediğiniz şeyi giyme, size yakıştıramadığınız şeyleri birileri yakıştırınca kabul etme, onaylama... Hepsi, hepsi olabilir; nereden bakıyorsanız oradan.
Bilim aslında eski çağlardan bu yana hep insanlığın hizmetinde bir şeyler var etmiş gibi gelse de sonunda sömürmeye bir alet, bir yol olarak var olmuştur. Her şey en altta kalanların daha çoğalması, daha zayıf bireyler olarak var olması... Sömürüde olmayan bir şey: Yok etme; yaşatarak, var ederek sonuna kadar kendine yarar sağlayacak halde tut felsefesindedir!
Bilim her aşamasında bir spekülasyon taşır. Sadece en iyi alıcılı ortamda alıcısı var olan fikirler hayata geçer, geçirilir. Ve hepsi yapılan, şişirilen bu balonların patlatılmadan yaşatılması üzerine kurulmuştur. "Kar beyazı çamaşır" şimdilerde neyin, hangi bilimin ürettiği bir kültür olmuştur? Hangi fizik hala çok ucuz enerjili bir yapıyı bulup kuramamaktadır?
Çağın en olmazı: Bilmediğiniz, tanımadığınız, kapısından giremeyeceğiniz yapıların bir taşının, bir tuğlasının sahibi olabilmek için bir ömür kazandığınız, sömürülerek kazandıklarınızın sizin elinizden algı yoluyla el değiştirip tekrar kurgulanan makineye konmasıdır.
Hayatın bir de böyle masalı var... Dinlediniz, okudunuz; iyi uykular!