Vazgeçtim Sanırken Hayatın İçinde Kalabilmek

Vazgeçtim Sanırken Hayatın İçinde Kalabilmek

Orta yerinden başlamak, sonra sona gitmek, başa dönmek... Zamanın bir yerinden, bir tarafından vazgeçmek, sonraya itelemek. Nobel ödülleri açıklandığında benim "vazgeçmek" diye adlandıracağım bir yere gelmiş olan, "Artık bundan sonrası yokuş aşağı, sal gitsin" dediğim yaşam meğerse beni bırakmamış! Ben hala varmışım, hayatın içindeymişim... Hayat benden, benim ondan vazgeçtiğim kadar vazgeçmemiş.
  
Tıpla başladı açıklamalar, aynen devam... Işığın değil bir şeylerin yönlendirmesi, bir şeylerin "dur" denebilmesi... Yahu "Etmeyin" diyebilmek için beyne, benim az gören gözlerime, yapıma "Biraz durun, bekleyin" denebileceği; bunun nasıl olduğu... Işık, ses, cart zurt... Bir şeylerin bizi olmasa bile bir şeyleri açık seçik yapıyor olabilmesi! Filmin bir yerinde "Ben de düşünmüştüm" dediğim... Önce düşünmek, ben o kadar gidebilmişim; heyecanlandım! Fizik tam benim çok kafa yorduğum: Nötrinolar... Hiçbir şeye değmeden, dokunmadan her şeyin içinden geçerek anlatmadığı, anlattığı, belki anlayamadığımız onca şeyi görerek buralara kadar gelmiş milyarlarcasını... Oraya kadar birkaç ömür, ondan fazlasını saymak ne hızda olursa olsun, "Baştan başla" denilince en gelişmiş bilgisayarlara bile zor olunca... Kafa bulanmasın diye milyarlarcasının arasından birkaç tanesini yakalayabilmek; hakikaten beyin almıyor! Zaten benimkinde az yer var, zor sığıyor bir dolu şey; mutlu oldum. Kimyada "sol el" kavramı hep bana "Sağ el olsa ne olurdu?" diye bir soru sordurdu. Demek ki sol el kavramı da benim düşündüğüm gibi olmasa da hakikaten bir şeyler farklıymış! "Ben biliyordum zaten, ben düşünmüştüm zaten" diyebilecek durumda değilim. Sadece sizin de aklınızdan geçti mi? Benim hep sol el üzerine kurulu düzenimin sağ el kurulu başka bir varlıkta, tam benim aksim bir başka canlıda, ayna gibi başka bir evrende, başka bir yerlerde mutlaka vardır diyerek düşünen bir beyin! Sol el tüketen birine inat, sağ el tüketen biri... Peynirin, patatesin, her şeyin kimyası ayna gibi!
  
Barış ödülü için söylenecek bir şey: Bu kadar ömür, bu kadar değerli hale bu kadar yıpranmışlık ve büyük, güçlü bir kafa... Ne denir?
  
Edebiyat tam da tahminlerime oturur bir durum. Bir şeyleri yeni bir bakışla, bir başlangıç bile düşünmeden olduğu gibi, olduğu yerden gittiği yere doğru, gidebildiği kadar kaleme "Hadi" diyebilecek, denilebilecek olduğu fikrinden... İlk bakışta anlayabildiğim, yazdığın gibi olmasa da ana fikri olan bir hayatı ana fikir olmadan... Neyse, bayağı yanlış anlamış da olabilirim; ilk baktığım yerden gördüğüm diyelim! Tahminim: Kanada ve Kadın şair... Belki bir ihtimal denemeci bekliyordum, çoğu çıktı.
  
Hayattan ben uzaktayım zannederken hayat buradaymış! Ben bir şeyleri o kadar uzaktan...

Bu yazıyı paylaş

Facebook X Threads LinkedIn
#Yaşam