Ben Dedim Oldu Mantığıyla Dönen Bir Dünya Düzeni

Bir Dünya Düzeni

Başlamadan önce şunu söyleyeyim. Doktrinlerle ilgili olarak bugüne kadar daha çok kafa şişiren, masa sohbetlerinde dönüp duran, akılda pek kalmayan birkaç laf etmiş biriyim. Kimsenin umursamaması da gayet normal. Hatta “İyi ki kimse ciddiye almamış” denecek türden laflar. Bundan sonrası için “Pek işe yaramaz, kapat gitsin” diye düşünebilirsin. Eğer vaktin senin için kıymetliyse ve daha zengin geçecek bir dakikaya daha yakınsan, oraya yönelmen muhtemelen daha mantıklıdır.

Ama mesele biraz da nereden baktığınla ilgili. Ben buradan bakıyorum, sen de buradan baksan ne olur, belki tutar. Delilerin sıraya bakar gibi baktığı bir yer burası da olabilir. “Burada bir şey yok” dersen, sorun değil. Zaten biz de çok net bir şey gördüğümüzü iddia etmiyoruz.

Buradan bakınca dünya yine dönüyor. Dönmesinde bir sıkıntı yok. Asıl mesele dönerken olanlar ve olacaklar. Pandemi mikrobu gibi bir kafa yapısı, sanki aynı yapı dünyayı çeviriyor. Tutabildiğini at, yatır, bastır, puanı al. Giderse gider, gitmezse kaldıysa bir yerlerine takılır. Aksırık, öksürük, sal gitsin. Gitmezse de zaten imkânsızlıktan değil, gözü yemediğinden, gözüne kestiremediğindendir.

Bir döngünün içindeyiz. Ortaçağ krallıklarını andıran, güce dayalı, ihaneti bol bir düzen bu. Kendi gücü içinde her türlü kuralı, ahlakı ve yolu barındıran ama başka hiçbir yönteme yer bırakmayan bir yapı. Dostluk yok, kardeşlik yok. Sadakat var ama tek taraflı. “Ben dedim oldu” düzeni. Soru sormak yok.

Yalan önceden tasarlanmış, kurgulanmış. Masada tek seçenek var. Tabağına ne koyarsam onu yiyeceksin mantığı geçerli. Dünya böyle bir yere doğru akıyor.

Bunları okuyup “Pek akla uygun değil, yine maval anlatmış” dediysen haklısın. Keşke başında bu kadar vakit kaybetmeseydim, gözümü yormazdım diye düşünüyorsan da aynı noktadayım.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir