Yine de Cok Acıyor

kanserli-kiz

“Gözlerini kapa ve gittiğin yerden korkma kızım.”

Bu cümle neden kurulduğunu bilmeseniz bile insanın yüreğini burkmaya yetiyor. Dört yaşında kanser hastası kızının dördüncü son evre de artık çok acıyor olması son an son cümle dört yaşında birine sonsuza dek nasıl elveda denebilir hele bir baba. Baba bu cümleyi kuruyor kurmuş.

Bir dolu kelime bulunabilir lanet olsun çok kötü bir durum bu çok kötü bir hastalık bu böyle deniyor. Böyle bir çocuğun babası olmak durumu da.

Okuduktan sonra öylece epey bir zaman hiçbir şey yapamaz halde kalınıyor kaldım.

Yumruk atamaz bir şeyleri kıramaz bir şeylere isyan edemez her nasılsa bir şey yapamazlık hali orada.

Öyle olur. Yüreğinize, göğüs kafesinize sığdıramazsınız sığmaz aklınıza yüreğinize bastıra bastıra sokamazsınız dışarıda kaldıkça orada durdukça nefesinizi keser beyninize baskı yapar düşünceleriniz ezilir parça parça ayak baş parmağınıza kadar ağrılar bilmediğiniz sızılar kanayan binlerce yer varmışçasına bütün vücudunuz sizden araklanıyor çalınıyormuş olur öyle kalırsınız işte ondan.

Bu nasıl her ne ise lanet nalet hastalık yaş baş bütün her şeyin hikayeleri bozuyor içine ediveriyor. Sonunda bir an önce nasıl olursa noktayı bir an önce görüp bir daha oraya dönmemeyi tercih eder oluyorsunuz.

Bir tek şey kalıyor aklınızda o çok çabuk geçsin çabuk bitsin bir an önce ne kadar acırsa o kadar çabuk diyerek okuduğunuz o haberden.

“ Gözlerini kapa ve gittiğin yerden korkma kızım”.

Yine de çok acıyor olmalı acıtıyor.

4 Yorum
  1. Çok zor, gerçek çaresizlik bu. Yaş küçük, küçük kız bir şeyler olduğunu anlayıp, akıl erdirememek zorluğunda. Ve yüreklice ama kahrolarak söylenen bir iki kelam. “Gözlerini kapa ve gittiğin yerden korkma.” Sanki gittiği yerden haber almışcasına. İşte o kısımda ben gidilen yerin nasıl olduğunu hep düşünerek ve yakınlarımın, bilhassa çocuklarımın ölümü üzerine yaşadığım acılardan ötürü bir parça iltimas yapılmasını ve en azından yüreğimin soğumasını diledim hep.

    Bir gece bir rüya sabahı beni mecnuna çeviren. Karşımda 13 yaşında 5. kattan düşerek ölen oğlum ve bir çok o yaşlarda çocuk gördüm. Bir tepe ve ulu bir ağaç sağda, dibinde kırmızı fonunda çiçekler döşenmiş bir çok çiçek deseni upuzun bir halı. Koşarak geldi oğlum yanıma. “Ne yapıyorsunuz burada, o çocuklar kim?” dedim. “Onların bazıları yabancı ülkelerden anne ” dedi bana. Nasıl vakit geçiriyorsunuz , neler yapıyorsunuz?” dedim. “Zamansız ve mekansız sadece eğitim görüyoruz.” dedi bana. Ertesi gün hasret gidermişcesine gözlerimden hayali gitmesin diye kafama yorganı geçirip onu uzun uzun seyrettim negatife dönene dek görüntü, sonra kaybolup gitti.

    Tam 26 sene oldu. Ne tam gülebildim, ne de yeterince ağlayabildim. Hâlâ kendimi avutma peşindeyim. Tüm erken ölenlerin anısına.

  2. Eda DEMİR says:

    Böyle bir durumu ne kendim yaşadım ne de çevremde gördüm. Bu nedenle empati kuramıyor acının büyüklüğünü kavrayamıyorum. Tek söyleyebildiğim adil değil. Hele küçük bir çocuğun böylesine büyük acılara göğüs germek zorunda kalması… Umarım artık mutludur o çocuk, umarım herkes mutludur gittiği yerde.

    • kucuk prens says:

      Bazı zamanlar bir durumu yazarken kendi duygularımı ölçü olarak alıyor bundan daha derin yaralara dokunup kanatacağımı düşünmüyorum bu benim yetersizliğim eksikliğim. Öyle anlar oluyor ki bunun da tarifi yok nereden geliyorsa bir rüzgar ortalığı dağıtıveriyor. Genç sırası gelmemiş diyelim kayıplar daha büyük yaralar açıp bırakıyor. Acınızın büyüklüğü konusunda en büyük demekten başka bir şey bilmiyorum. Tüm erken ölenlerin anısına.

    • kucuk prens says:

      Empati kurulamıyor sadece en büyük acı diye beynimizde olanı tariflemek belki mümkün. Kimsenin başına gelmesin temennisiyle. Çok teşekkürler.

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir