Siz O Kadar Bembeyaz Olamadınız

siyah-beyaz

Kalbinizin hiç bir daha bu kadar masum çarpmayacağını atmayacağını bildiğiniz zamanlardan kalan o gözleri. Hiç o kadar yeşil olmayacağını bildiğiniz ağaçları o kadar mavi bir daha göremeyeceğiniz gökyüzünü sizin kadar temiz bulutları bembeyaz lekesiz o sıralar.

Bir daha da siz o kadar bembeyaz olamadınız hep bir kırık beyazlıkta öyle bile olmadı kalamadınız gökyüzüne inat kararan bulutlara benzeyip sonrasında gök gürültülü şimşekleri sağnaklar bulutlara benzeyip.

Bütün her şeyin hayatınızda dünyaya çoktan geldiğiniz dokunulmamışlığınıza ilklerin ilk acının ilk lekenin ilk hız aşımının yüreğinizde ki çarpıntının el sürülmemişliğin adı konmamış onca duygunun bir biri ardına üst üste yaşandığı var olduğu duymadığın duyamadığın üstü örtülü onca yükün omuzuna bırakılı yerleştiği anlardan çoğunu artık alışılmışlıklara bırakıp kaldığın. Yıkasan ellerini avuçlarına doldursan yüreğini sıksan aklasan yusan aynı parçalara aynı parlaklıkta aynı canlılıkta kulağına dolan kalbini hoplatan yerden yere hani sığmaz olduğunda göğsünde kemiklerini zorlayan açın çıkayım mahpusluğu yaşanan onca şey aynısı kopyası tekrar üretileni yok tek kullanımlık kullan at kullanamadığın bozuldu sterilliği temizliği dokulmamışlığı at acemiliği.

Sanki başka hiç bir işin yoktu da elin cebinde öyle dolaşırken rast gelmişliğinde göz göze gelinip esir düşmüşlüğüne mazeret. Şimdiler de gidenlerin peşine takılma zamanı mı hiçbir iş yok farkında olmalısın artık bazı kalpler için dünya bir cehennem olur.

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir