Senin Matematiğin Benim Matematiğimi Yendi

Komik bir oyun oynar gibi oynadık sen ve ben... Ne zar attık, ne el ele birlikteliği bir beraberliğe götürebildik. Ne hayat bize bir şeyleri beraber yapma şansı tanıdı; senin matematiğin benim matematiğimi yendi! Elinde bir şeyler sakladın (elinde değil tabii, bir şeyler sakladın) elini arkana götürüp ben bilemedim. Bilmeye başladığımda başka diziler kullanır oldun; çözmeye başladığımda başka diziler... Matematiğin beni yendi! İkili olamadık; bir av, bir avcı... Sen ve ben!
Zor... Anlatınca anlayabilmek zor! Avcı oldum, av oldun... Saklanacağın yerleri bulurum sandım; en saklanabileceğin güvenli sığınaklarını... Biliyordun en güvenli sığınaklarını arayacağımı, bulacağımı; daha güvensiz sığınaklara saklandın.
Hayat seni rastlantılarla getirmişti bana, beni rastlantılarla getirmişti sana. Hayatın getirdiği rastlantılar sadece o değildi; aynı şekilde çalışmayan, aynı düzenekte olmayan, sadece matematiği kullanan beyinler vardı bizde.
Sen bir dolu rastlantınla dolaşıyordun. Gelen ilk trene atlayıp gitmek senin için ilk başlarda denediğin, pek iyi bir şey olmadığına karar verdiğin; sonraki trenlerin herhangi birine binmek, son ana kadar binip binmeme kararını son ana bırakmak... Bıraktığını bile son ana kadar bilmemek, bir yerlere gitmeyi, bir yerlere ulaşmayı tesadüflere bırakmak... Tesadüflerin seni götürdüğü yerlere gitmek, bir yere, bir duruma, bir kurala uymamak... Uymamak yanı sıra bağlanmamak, bir yerlere ait olmamak... Sonuna kadar bir şeylere, bir yerlere, birilerine bağlı olmamak; bir şeyleri beklenmedik şekillerde yapmak, yapabilmek!
Aynı şeyleri ben yaptığımda, aynı şekilde davrandığımda komik... Komik olduğu kadar da sen ve ben hayatın bir yerinde karşılaşmış olmanın dışında... Bir hayatı, bir gökyüzünün altını, bir mevsimi birlikte, beraber hiç denk getiremeyip birlikte sadece aynı dünyayı, aynı günü, belki de aynı olmayan zamanları bir yere kadar yaşamış olmak... Birbirinden habersiz, birbirinden sorumsuz, birbirinden uzak... Sadece "Hala varsın" diyebilecek dileklerle aynılıkları yaşıyor olmak... Belki yaşıyor olmak bile bir yerden sonra "İyi ki vardın"a denk gelmek.
İyi bir oyundu; senin matematiğin, sayıların, dizilişlerin benim matematiğimi yendi.